stellen

stellt · stellte · hat gestellt

Almanca stellen fiili, temel olarak bir nesneyi “dik (dikey) bir şekilde koymak” veya “yerleştirmek” anlamına gelir. Bu fiil, Almancada yer yön bildiren ve Türkçedeki mantıktan farklı olan “koymak” ve “durmak” fiilleri grubunun en önemlilerinden biridir. stellen, her zaman bir hareket (Aktion) bildirir ve bu nedenle yer yön bildiren edatlarla birlikte kullanıldığında Akkusativ (İsmin -i Hali) gerektirir. Ayrıca “ayarlamak”, “soru sormak” veya “sağlamak” gibi birçok soyut ve kalıplaşmış anlama da sahiptir. Düzenli (regelmäßig) bir fiildir ve Perfekt zamanda haben yardımcı fiilini alır.

Fiilin en yaygın anlamları şunlardır:

  • Dik Koymak / Yerleştirmek: Bir nesneyi ayakta/dik duracak şekilde bir yere koymak (örn: şişe, vazo, bardak).
  • Ayarlamak: Bir saati, cihazı veya makineyi belirli bir duruma getirmek.
  • Soru Sormak: eine Frage stellen kalıbıyla “soru yöneltmek” anlamında kullanılır.
  • Sağlamak / Temin Etmek: Bir etkinlik için adam veya malzeme sağlamak (örn: Die Firma stellt das Werkzeug.).
  • Yüzleşmek / Teslim Olmak: sich stellen şeklinde dönüşlü kullanıldığında polise teslim olmak veya bir zorlukla yüzleşmek anlamına gelir.

stellen Fiilinin Temel Anlamları

Bu tablo, fiilin ve ilgili olduğu ismin temel anlamlarını özetlemektedir.

🇩🇪 AlmancaTür🇹🇷 Türkçe (Anlamları)
stellenVerb (Fiil)Dik koymak, yerleştirmek, ayarlamak, kurmak
das StellenSubstantiv (İsim)Koyma, yerleştirme
die StelleSubstantiv (İsim)Yer, makam, iş yeri, kadro

Önemli Kural (Akkusativ): “stellen” fiili “Nereye?” (Wohin?) sorusuna cevap verir. Eylemi yapan kişi bir nesneyi bir yere doğru hareket ettirdiği için, ardından gelen auf, in, an, vor gibi edatlar Akkusativ alır.
Örnek: Ich stelle die Vase auf den Tisch. (Vazoyu masaya (dik) koyuyorum.)

Temel Anlamlar İçin Örnek Cümleler

  • Dik Koymak: Ich stelle die Flasche in den Kühlschrank. (Şişeyi buzdolabına (dik) koyuyorum.)
  • Dik Koymak: Stell die Schuhe bitte in den Flur. (Lütfen ayakkabıları koridora koy/bırak.)
  • Soru Sormak: Darf ich Ihnen eine Frage stellen? (Size bir soru sorabilir miyim?)
  • Ayarlamak: Ich muss noch den Wecker stellen. (Daha çalar saati ayarlamam lazım.)
  • Teslim Olmak (Dönüşlü): Der Dieb hat sich der Polizei gestellt. (Hırsız polise teslim oldu.)

stellen Fiilinin Çekimi (Konjugation)

Aşağıda stellen fiilinin farklı kip ve zamanlara göre çekimleri bulunmaktadır. stellen, haben yardımcı fiili ile kullanılan düzenli (regelmäßig) bir fiildir.

Indikativ (Bildirme Kipi)

Präsens (Şimdiki Zaman)Präteritum (Geçmiş Zaman)Perfekt (Di’li Geçmiş Zaman)
ich stelleich stellteich habe gestellt
du stellstdu stelltestdu hast gestellt
er/sie/es stellter/sie/es stellteer/sie/es hat gestellt
wir stellenwir stelltenwir haben gestellt
ihr stelltihr stelltetihr habt gestellt
sie/Sie stellensie/Sie stelltensie/Sie haben gestellt
Plusquamperfekt (Miş’li Geçmiş)Futur I (Gelecek Zaman)Futur II (Gelecek Zaman II)
ich hatte gestelltich werde stellenich werde gestellt haben
du hattest gestelltdu wirst stellendu wirst gestellt haben
er/sie/es hatte gestellter/sie/es wird stellener/sie/es wird gestellt haben
wir hatten gestelltwir werden stellenwir werden gestellt haben
ihr hattet gestelltihr werdet stellenihr werdet gestellt haben
sie/Sie hatten gestelltsie/Sie werden stellensie/Sie werden gestellt haben

Konjunktiv (Dilek-Şart Kipi)

Konjunktiv IKonjunktiv II
ich stelleich stellte
du stellestdu stelltest
er/sie/es stelleer/sie/es stellte
wir stellenwir stellten
ihr stelletihr stelltet
sie/Sie stellensie/Sie stellten

Imperativ (Emir Kipi)

KişiÇekim
(du)stell(e)!
(ihr)stellt!
(Sie)stellen Sie!

stellen ile Kurulan Kalıp İfadeler ve Deyimler

Bu tablo, fiilin diğer kelimelerle birleşerek oluşturduğu çok yaygın ifadeleri ve soyut kullanımları listeler.

🇩🇪 Almanca İfade🇹🇷 Türkçe Anlamı
eine Frage stellenSoru sormak / soru yöneltmek
einen Antrag stellenBaşvuruda / talepte bulunmak, dilekçe vermek
zur Verfügung stellenHizmetine/kullanımına sunmak, tahsis etmek
in Frage stellen (infrage stellen)Sorgulamak, şüpheyle yaklaşmak
sich dumm/taub stellenAptala/sağıra yatmak, anlamazlıktan gelmek
die Weichen stellenGeleceği yönlendirmek, rotayı belirlemek (mecazi)
kalt stellen / warm stellenSoğumaya / ısınmaya bırakmak (yemek için)
jemandem eine Falle stellenBirine tuzak kurmak
Bedingungen stellenŞartlar koşmak / öne sürmek
Ansprüche stellenHak talep etmek, yüksek beklentileri olmak

Kalıp İfadeler İçin Örnek Cümleler

  • Viele Studenten stellen heute einen Antrag auf ein Stipendium. (Bugün birçok öğrenci burs başvurusunda bulunuyor.)
  • Die Firma stellt allen Mitarbeitern einen Laptop zur Verfügung. (Şirket tüm çalışanların kullanımına bir laptop sunuyor.)
  • Seine Kompetenz als Chef wurde oft in Frage gestellt. (Onun patron olarak yetkinliği sık sık sorgulandı.)
  • Er weiß genau, was passiert ist, er stellt sich nur dumm. (Ne olduğunu tam olarak biliyor, sadece aptala yatıyor.)
  • Mit dieser Entscheidung stellen wir die Weichen für die Zukunft des Unternehmens. (Bu kararla şirketin geleceği için rotayı belirliyoruz.)
  • Bitte stell den Wein kalt, bevor die Gäste kommen. (Lütfen misafirler gelmeden önce şarabı soğumaya bırak.)
  • Die Entführer haben dem Opfer eine Falle gestellt. (Kaçırıcılar kurbana bir tuzak kurdu.)

Daha fazla Almanca kelime ve bağlam için Almanca-Türkçe Sözlük sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Almanca öğrenmek ABC kadar kolay! 🇩🇪 ❤️ 🇹🇷

AlmancaABC‘de videolar, A1, A2, B1 konu anlatımları, kelime listeleri ve Almanca öğrenmek için ihtiyacın olan her şey seni bekliyor!

Hemen takip et, değişimi fark et!

Yorum Yap