Almanca Ayrılabilen Fiiller (Trennbare Verben) Nedir?
Ayrılabilen fiiller (Trennbare Verben), bir fiil kökü ve onun anlamını tamamen değiştiren bir ön ekten (Präfix) oluşan, Almancanın en karakteristik yapı taşlarıdır. Cümle içinde kullanıldığında bu ön ek, fiilden koparak cümlenin en sonuna gider.
🧩 Lego Analojisi: Bu konuyu Lego parçaları gibi düşünün.
Elimizde “machen” (yapmak) diye bir ana parça var. Buna “au-” (açmak) parçasını takarsak “aufmachen” (kapıyı açmak) olur. Cümle kurarken bu iki parçayı ayırıp, küçük parçayı (auf) cümlenin en sonuna atarız.
Aşağıdaki 480 fiillik dev liste, ab-, an-, auf-, aus- gibi en sık kullanılan eklerle oluşturulmuştur. Bu listeyi ezberlemek yerine, sık kullanılanları not almanız yeterlidir.
Hızlı Kontrol: Hangi Fiiller Ayrılır?
Binlerce fiili ezberlemeyin. Sadece şu basit kuralı bilin:
- ✅ Ayrılabilir (Trennbare): Vurgu ön ektedir. ab-, an-, auf-, aus-, bei-, ein-, los-, mit-, nach-, her-, hin-, vor-, weg-, zu-, zurück- gibi ekler her zaman ayrılır.
- ❌ Ayrılamaz (Untrennbare): Vurgu fiil kökündedir. be-, ge-, er-, ver-, zer-, ent-, emp-, miss- ekleri asla ayrılmaz.
- ⚠️ Duruma Göre (Gemischte): durch-, über-, um-, unter-, wider- ekleri duruma göre değişir.
“ab-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| abbauen | sökmek (parçalarına ayırmak); azaltmak (stres/borç); (maden) çıkarmak |
| abbiegen | dönmek (sola/sağa); bükmek |
| abbrechen | kırmak (dal vb.); iptal etmek, yarıda kesmek |
| abbrennen | yanıp kül olmak; (ateş) yakmak (havai fişek vb.) |
| abbringen | vazgeçirmek (birinden/bir şeyden) |
| abdecken | sofrayı toplamak; üstünü açmak; borcu kapatmak |
| abdrehen | kapatmak (musluk/gaz); yönünü değiştirmek |
| abdrücken | tetiği çekmek (ateş etmek); sarılmak |
| abfahren | hareket etmek (araç); yola çıkmak |
| abfallen | düşmek (yaprak vb.); payına düşmek; atık olmak |
| abfangen | yakalamak (havada/yolda); önlemek |
| abfärben | rengi çıkmak/solmak; (huy) bulaşmak |
| abfinden | tazminat vermek; (sich) kabullenmek, razı olmak |
| abfliegen | kalkmak (uçak); uçarak gitmek |
| abfragen | sorgulamak; ders dinlemek/sınamak |
| abführen | götürmek (polis); ödemek (vergi); ishal etmek |
| abgeben | vermek, teslim etmek; yaymak (ısı/ışık); pas vermek |
| abgewöhnen | birine bir huyu bıraktırmak |
| abgrenzen | sınırlandırmak; (sich) arasına mesafe koymak |
| abhalten | düzenlemek (toplantı); engel olmak; uzak tutmak |
| abhängen | bağlı olmak (bir şeye/birine); indirmek (resim vb.) |
| abheben | para çekmek; (uçak) havalanmak; (telefon) açmak |
| abholen | gidip almak, karşılamak |
| abkühlen | soğutmak; (sich) serinlemek; (duygular) soğumak |
| abladen | boşaltmak (yükü); (sinirini) birinden çıkarmak |
| ablaufen | süresi dolmak; (su) akıp gitmek; cereyan etmek (olay) |
| ablegen | koymak, bırakmak; (sınav) vermek; (gemi) kalkmak |
| ablehnen | reddetmek, geri çevirmek |
| ablenken | dikkatini dağıtmak, caydırmak; saptırmak |
| ablesen | okumak (metinden/sayaçtan); tahmin etmek (gözlerden) |
| abmachen | anlaşmak, kararlaştırmak; çıkarmak (leke/poster) |
| abmelden | kaydı silmek; çıkış yapmak |
| abmessen | ölçmek (boyutunu) |
| abnehmen | kilo vermek; azalmak; teslim almak; (telefon) açmak |
| abnutzen | aşındırmak, eskitmek; (sich) yıpranmak |
| abonnieren | abone olmak |
| abraten | tavsiye etmemek, vazgeçirmeye çalışmak |
| abrechnen | hesaplaşmak; hesaptan düşmek |
| abreißen | koparmak, yırtmak; (bina) yıkmak; irtibatı kesmek |
| abrunden | yuvarlamak (sayı); tamamlamak |
| absagen | iptal etmek; reddetmek |
| abschaffen | kaldırmak, yürürlükten kaldırmak (yasa vb.) |
| abschalten | kapatmak (elektrik/cihaz); (kafa) dinlemek |
| abschicken | göndermek, postalamak |
| abschießen | vurmak (silahla); fırlatmak (roket) |
| abschlagen | reddetmek (istek); (dal) kesmek; (kafa) kesmek |
| abschließen | kilitlemek; bitirmek (okul/iş); sözleşme imzalamak |
| abschneiden | kesmek; (sınavda) … sonuç almak (iyi/kötü) |
| abschreiben | kopya çekmek; (vergi) düşmek; (umudu) kesmek |
| abschwächen | zayıflatmak, hafifletmek |
| absenden | göndermek, yollamak |
| absetzen | indirmek (yolcu); görevden almak; (ilaç) bırakmak |
| absprechen | kararlaştırmak; (hakkı) tanımamak/inkar etmek |
| abspringen | atlamak (aşağı); (boya) dökülmek; vazgeçmek |
| abstammen | soyundan gelmek, kökeni olmak |
| absteigen | inmek (at/bisiklet); (otel) kalmak; küme düşmek |
| abstellen | yere koymak/bırakmak; park etmek; kapatmak (su) |
| abstimmen | oy kullanmak; uyumlu hale getirmek (renk vb.) |
| abtrocknen | kurulamak (bulaşık/vücut) |
| abwarten | bekleyip görmek (sabırla) |
| abwaschen | bulaşık yıkamak; yıkayıp temizlemek |
| abwechseln | değişmek (sırayla); (sich) nöbetleşe yapmak |
| abwehren | geri püskürtmek, savuşturmak |
| abweichen | sapmak (konudan/yoldan); farklı olmak |
| abweisen | reddetmek, geri çevirmek (kapıdan) |
| abwenden | önlemek (tehlikeyi); (yüz) çevirmek |
| abwerfen | atmak (uçaktan vb.); kar getirmek |
| abwiegen | tartmak (ağırlık) |
| abwischen | silmek (toz/leke) |
| abziehen | çıkarmak (sayı); soymak (deri); gitmek/çekilmek |
“an-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| anbieten | teklif etmek, sunmak; ikram etmek |
| anbinden | bağlamak (bir yere) |
| anbrechen | başlamak (yeni gün/dönem); (şişe) açmak |
| anbrennen | yanmak (yemek dibi tutmak); tutuşturmak |
| anbringen | takmak, monte etmek; yerleştirmek |
| andauern | sürmek, devam etmek |
| andenken | düşünmek (planlamak) |
| aneinanderfügen | birbirine eklemek |
| anerkennen | tanımak (resmen), kabul etmek; takdir etmek |
| anfahren | çarpmak (araçla); azarlamak; hareket etmek |
| anfallen | saldırmak (hayvan); (masraf/iş) çıkmak |
| anfangen | başlamak |
| anfassen | dokunmak, ellemek |
| anfeuchten | nemlendirmek, ıslatmak |
| anfordern | talep etmek (resmi) |
| anfragen | sormak, bilgi istemek (yazılı/resmi) |
| anfreunden | arkadaş olmak; (fikre) ısınmak |
| angeben | belirtmek, bildirmek; hava atmak |
| angehen | ilgilendirmek; (ışık) yanmak; (işe) koyulmak |
| angehören | mensubu olmak (bir grubun/partinin) |
| angewöhnen | alıştırmak (kendine bir huyu) |
| angreifen | saldırmak; (mikrop) etkilemek; eleştirmek |
| angucken | bakmak (göz atmak) |
| anhaben | üzerinde olmak (giysi); (zarar) verebilmek |
| anhalten | durmak; durdurmak (araç); devam etmek |
| anhören | dinlemek; (sich) kulağa … gelmek |
| anklagen | suçlamak, dava açmak |
| ankleben | yapıştırmak |
| ankleiden | giydirmek |
| anklicken | tıklamak (fareyle) |
| anklopfen | kapıyı çalmak |
| ankommen | varmak; (auf) -e bağlı olmak; (bei) beğenilmek |
| ankündigen | duyurmak, ilan etmek |
| anlächeln | gülümsemek (birine) |
| anlagen | yatırım yapmak (para); oluşturmak (dosya) |
| anlassen | açık bırakmak (motor/ışık); üzerinde bırakmak |
| anlaufen | limana girmek; (cam) buğulanmak; başlamak |
| anlegen | yatırmak (para); (gemi) yanaşmak; (giysi) giymek |
| anlehnen | dayamak; (kapı) aralık bırakmak |
| anleiten | yönlendirmek, kılavuzluk etmek |
| anlügen | yalan söylemek (birine) |
| anmachen | açmak (ışık/cihaz); takmak (monte); (salata) soslamak |
| anmalen | boyamak (resim/duvar) |
| anmelden | kayıt olmak/yaptırmak; bildirmek |
| anmerken | fark etmek (bir şeyi birinden); not etmek; belirtmek |
| annehmen | kabul etmek; tahmin etmek (varsaymak); kilo almak |
| anordnen | emretmek; düzenlemek (sıralamak) |
| anpassen | uydurmak, uyumlu hale getirmek; prova etmek |
| anprobieren | denemek (kıyafet) |
| anrechnen | hesaba katmak; (bir şeyi birine) saymak |
| anregen | teşvik etmek; iştah açmak; (fikir) vermek |
| anrufen | telefon etmek; seslenmek |
| ansagen | anons etmek |
| anschaffen | satın almak (büyük eşya); edinmek |
| anschalten | açmak (düğmeye basarak) |
| anschauen | bakmak, seyretmek |
| anschließen | bağlamak (kablo/kilit); (sich) katılmak |
| anschneiden | kesmeye başlamak; (konu) açmak |
| anschreien | bağırmak (birine) |
| ansehen | bakmak; incelemek; (film) izlemek; (saygı) görmek |
| ansetzen | dayamak (ağzına/bire yere); (zaman) belirlemek |
| ansprechen | hitap etmek; (konu) açmak; hoşuna gitmek |
| anspornen | teşvik etmek, gaza getirmek |
| anstecken | bulaştırmak (hastalık); takmak (yüzük/broş) |
| anstehen | sırada beklemek; yapılması gerekmek |
| ansteigen | yükselmek (fiyat/su); tırmanmak |
| anstellen | işe almak; (makine) çalıştırmak; sıraya girmek |
| anstrengen | yormak; (sich) çaba harcamak |
| antreten | başlamak (göreve/yolculuğa); (motor) çalıştırmak |
| antun | yapmak (kötülük vs.); (kendine) bir şey yapmak |
| anvertrauen | emanet etmek; sır vermek |
| anwachsen | artmak, çoğalmak; kök salmak |
| anwenden | uygulamak, kullanmak |
| anwerben | işe almak (ikna ederek); üye toplamak |
| anzahlen | kapora vermek |
| anzeigen | ihbar etmek; göstermek (ibre); ilan vermek |
| anziehen | giymek; çekmek (ilgi/ip); (fiyat) artmak |
| anzweifeln | şüphe etmek |
“auf-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| aufatmen | derin bir nefes almak (rahatlamak) |
| aufbauen | inşa etmek, kurmak; (moral) düzeltmek |
| aufbewahren | saklamak, muhafaza etmek |
| aufbleiben | açık kalmak (dükkan); uyanık kalmak (yatmamak) |
| aufblicken | başını kaldırıp bakmak |
| aufbrechen | yola çıkmak; (kapı) kırıp açmak; (yara) açılmak |
| aufbringen | temin etmek (para); öfkelendirmek, sinirlendirmek |
| aufdrehen | açmak (musluk/ses); neşesi yerine gelmek |
| aufdrücken | zorla kabul ettirmek; (damga) basmak; kapıyı itmek |
| aufessen | yiyip bitirmek |
| auffallen | dikkat çekmek, göze batmak |
| auffassen | anlamak, yorumlamak |
| auffordern | davet etmek (dans vb.); talep etmek |
| aufführen | sahnelemek (oyun); davranmak (sich) |
| aufgeben | pes etmek; vazgeçmek; ödev/sipariş vermek |
| aufgehen | yükselmek (güneş); açılmak (kapı/düğüm) |
| aufhalten | durdurmak, oyalamak; (sich) bulunmak; (kapı) tutmak |
| aufhängen | asmak (çamaşır/telefon) |
| aufheben | yerden kaldırmak; saklamak; (yasayı) iptal etmek |
| aufheitern | neşelendirmek; (hava) açmak |
| aufhören | bitmek, sona ermek; bırakmak (sigarayı vb.) |
| aufklären | aydınlatmak (konuyu); hava açmak |
| aufkleben | üzerine yapıştırmak |
| aufkommen | meydana gelmek; masrafları karşılamak |
| aufladen | şarj etmek; yüklemek |
| auflassen | açık bırakmak (kapı/pencere) |
| auflegen | kapatmak (telefon); (yemek) koymak; (müzik) çalmak |
| auflösen | çözmek (bulmaca); eritmek (suda); feshetmek |
| aufmachen | açmak (kapı/şişe/dükkan) |
| aufmuntern | cesaretlendirmek, moral vermek |
| aufnehmen | kaydetmek (video/ses); kabul etmek (üyeliğe); almak |
| aufpassen | dikkat etmek; göz kulak olmak (çocuğa) |
| aufpumpen | şişirmek |
| aufräumen | toplamak, düzenlemek (oda) |
| aufregen | heyecanlandırmak; sinirlendirmek |
| aufrufen | çağırmak (isimle); davet etmek |
| aufrunden | yukarı yuvarlamak (sayı) |
| aufschlagen | açmak (kitap/göz/yumurta); zam yapmak |
| aufschließen | kilidi açmak |
| aufschneiden | kesip açmak; dilimlemek; hava atmak |
| aufschreiben | not etmek, yazmak |
| aufsehen | yukarı bakmak; takdir etmek (birine) |
| aufsetzen | takmak (şapka/gözlük); (su) koymak; yazmak |
| aufsperren | sonuna kadar açmak (ağzını/gözünü) |
| aufstehen | kalkmak (ayağa/yataktan); uyanmak |
| aufsteigen | yükselmek; (ata) binmek; (lgi) terfi etmek |
| aufstellen | kurmak, dikmek; aday göstermek; rekor kırmak |
| aufsuchen | ziyaret etmek (doktoru/birini) |
| auftauchen | ortaya çıkmak (aniden); su yüzüne çıkmak |
| aufteilen | paylaştırmak, bölüştürmek |
| auftreten | sahneye çıkmak; ortaya çıkmak (sorun) |
| aufwachen | uyanmak |
| aufwachsen | büyümek, yetişmek |
| aufwärmen | ısıtmak (yemek/eski konu) |
| aufwecken | uyandırmak |
| aufweisen | göstermek, sunmak (kanıt/özellik) |
| aufwenden | harcamak (emek/para) |
| aufwiegen | dengelemek, telafi etmek |
| aufzählen | saymak (tek tek) |
| aufzeichnen | kaydetmek (video/not); çizmek |
| aufzeigen | göstermek, işaret etmek; parmak kaldırmak |
| aufziehen | yetiştirmek (çocuk); kurmak (saat); dalga geçmek |
| aufzwinger | zorla kabul ettirmek |
“aus-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| ausarbeiten | hazırlamak, detaylandırmak (plan) |
| ausatmen | nefes vermek |
| ausbilden | eğitmek, meslek öğretmek |
| ausbleiben | gelmemek; gerçekleşmemek; (adet) gecikmek |
| ausblenden | gizlemek, karartmak (ekranda) |
| ausbreiten | yaymak, sermek; (sich) yayılmak |
| ausbrechen | patlak vermek (savaş/yangın); hapisten kaçmak |
| ausbrennen | tamamen yanmak; içi yanıp kül olmak |
| ausdehnen | genişletmek, uzatmak |
| ausdenken | tasarlamak, hayal etmek; uydurmak |
| ausdrücken | ifade etmek; sıkmak (limon/sivilce); söndürmek |
| ausdrucken | yazıcıdan çıktı almak |
| auseinandersetzen | irdelemek, tartışmak (sich mit) |
| ausfallen | iptal olmak; dökülmek (saç/diş); bozulmak |
| ausführen | uygulamak, icra etmek; gezdirmek (köpeği) |
| ausfüllen | doldurmak (form/boşluk) |
| ausfragen | sorguya çekmek, ağzını aramak |
| ausgeben | harcamak (para); dağıtmak; (sich) … gibi tanıtmak |
| ausgehen | dışarı çıkmak; (ışık) sönmek; bitmek |
| ausgleichen | eşitlemek, dengelemek; (borç) kapatmak |
| aushalten | dayanmak, katlanmak |
| aushandeln | pazarlık etmek |
| aushelfen | yardımcı olmak (zor durumda) |
| auskennen | (sich) bilmek, bir konuda bilgili olmak |
| auskommen | geçinmek (parayla/biriyle); yetmek |
| auslachen | gülmek, alay etmek |
| ausladen | boşaltmak (yük); davetten vazgeçmek |
| auslassen | atlamak (bir konuyu); (sinirini) çıkarmak |
| auslaufen | akmak (sıvı); süresi dolmak; limandan çıkmak |
| ausleihen | ödünç almak/vermek |
| auslesen | seçmek; okuyup bitirmek |
| ausliefern | teslim etmek (suçluyu/malı) |
| auslösen | tetiklemek, neden olmak; (alarm) çalıştırmak |
| ausmachen | kapatmak (ışık/cihaz); anlaşmak; fark etmek |
| ausmalen | boyamak (içini); (sich) hayal etmek |
| ausnutzen | sömürmek, faydalanmak |
| auspacken | açmak (paket/bavul); itiraf etmek |
| ausprobieren | denemek (test etmek) |
| ausräumen | boşaltmak (oda/dolap); ortadan kaldırmak (şüphe) |
| ausrechnen | hesaplamak |
| ausreichen | yetmek, kafi gelmek |
| ausrichten | iletmek (mesaj); düzenlemek; hizalamak |
| ausruhen | (sich) dinlenmek |
| ausrüsten | donatmak, teçhiz etmek |
| ausrutschen | kaymak (ayağı kaymak) |
| aussagen | ifade vermek |
| ausschalten | kapatmak (cihaz); elemek |
| ausschlafen | uykusunu almak |
| ausschließen | dışlamak; hariç tutmak; kilitleyip dışarıda bırakmak |
| aussehen | görünmek |
| aussprechen | telaffuz etmek; sözünü bitirmek |
| aussteigen | inmek (araçtan); çekilmek (işten) |
| ausstellen | sergilemek; düzenlemek (belge/fatura) |
| ausstrahlen | yayınlamak (TV); (ışık) saçmak |
| aussuchen | seçmek |
| austauschen | değiş tokuş etmek; (fikir) alışverişi yapmak |
| austeilen | dağıtmak (kart/ceza) |
| austrinken | içip bitirmek |
| ausüben | icra etmek (meslek); uygulamak (baskı) |
| ausverkaufen | tüketmek (malları) |
| auswählen | seçmek |
| auswandern | göç etmek (yurt dışına) |
| ausweisen | sınır dışı etmek; kimlik göstermek |
| auswirken | (sich) etkilemek, sonuç doğurmak |
| auszahlen | ödeme yapmak; (sich) değmek, karşılığını vermek |
| ausziehen | çıkarmak (kıyafet); taşınmak (evden); masa açmak |
“bei-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| beibehalten | korumak, sürdürmek (değiştirmemek) |
| beibringen | öğretmek; sağlamak (kanıt) |
| beifügen | eklemek, ilave etmek |
| beilegen | eklemek; (tartışmayı) bitirmek/yatıştırmak |
| beimischen | karıştırmak, içine katmak |
| beischlafen | biriyle yatmak (eski dil/resmi) |
| beisetzen | defnetmek, gömmek |
| beistehen | destek olmak, yanında olmak (zor zamanlarda) |
| beitragen | katkıda bulunmak |
| beitreten | katılmak, üye olmak (kulüp vb.) |
| beiwohnen | hazır bulunmak, katılmak (resmi) |
“da-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| dableiben | kalmak (gitmemek) |
| dalassen | burada/orada bırakmak |
| daliegen | orada yatmak/durmak |
| dastehen | orada durmak (ayakta) |
“ein-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| einarbeiten | (birini) işe alıştırmak; (bir konuya) hakim olmak |
| einatmen | nefes almak |
| einberufen | askere çağırmak; toplantıya çağırmak |
| einbilden | (sich – dativ) kuruntu yapmak, hayal etmek; böbürlenmek |
| einbrechen | zorla girmek (hırsızlık); (buz) kırılmak; çöküvermek (gece) |
| einbrennen | hafızaya kazınmak; yanıp iz bırakmak |
| einbuchten | hapse atmak |
| einbürgern | vatandaşlığa almak |
| einchecken | kayıt yaptırmak (otel/uçak) |
| eincremen | krem sürmek |
| eindringen | baskın yapmak, nüfuz etmek |
| einfallen | aklına gelmek; istila etmek; çökmek (bina) |
| einfangen | yakalamak (hayvan/suçlu) |
| einfrieren | dondurmak (yiyecek/hesap) |
| einfügen | yapıştırmak (metin); eklemek; uyum sağlamak |
| einführen | ithal etmek; tanıtmak; yürürlüğe koymak |
| eingeben | girmek (veri/şifre); vermek (ilaç) |
| eingehen | girmek (tarihe/konuya); ölmek (bitki); (giysi) çekmek |
| eingestehen | itiraf etmek |
| eingreifen | müdahale etmek, karışmak |
| einhalten | uymak (kurala/söze); durdurmak |
| einholen | yetişmek (yakalamak); telafi etmek; (bilgi) toplamak |
| einkaufen | alışveriş yapmak |
| einladen | davet etmek; (yük) yüklemek |
| einlagen | depolamak |
| einlassen | içeri almak; (biriyle) ilişkiye girmek; (küvet) doldurmak |
| einlaufen | limana girmek; (giysi) çekmek; alışmak (ayakkabı) |
| einleben | çevreye alışmak, uyum sağlamak |
| einleiten | başlatmak, giriş yapmak |
| einloggen | oturum açmak |
| einlösen | bozdurmak (çek); yerine getirmek (vaat) |
| einmachen | konserve yapmak |
| einmischen | karışmak, burnunu sokmak |
| einnehmen | almak (ilaç/para); işgal etmek; etkilemek |
| einordnen | sıraya koymak, tasnif etmek; park etmek |
| einpacken | paketlemek; bavul hazırlamak; pes etmek (argo) |
| einparken | park etmek |
| einplanen | hesaba katmak, planlamak |
| einprägen | (sich) ezberlemek, hafızaya kazımak |
| einreden | ikna etmeye çalışmak; inandırmak |
| einreiben | ovmak, sürmek (krem) |
| einrichten | döşemek (ev); kurmak (hesap); ayarlamak |
| einsammeln | toplamak (para/ödev) |
| einschalten | açmak (düğmeye basarak); devreye sokmak |
| einschenken | bardak doldurmak (içki/çay) |
| einschicken | göndermek (başvuru vb.) |
| einschlafen | uyumak (uykuya dalmak); uyuşmak (ayak) |
| einschlagen | camı kırmak; (yola) sapmak; (bomba) düşmek |
| einschließen | kilitlemek (içeri); dahil etmek |
| einschmieren | yağlamak, kremlemek |
| einschreiben | kayıt yaptırmak (okula); taahhütlü göndermek |
| einschüchtern | gözünü korkutmak, sindirmek |
| einsehen | anlamak, kavramak; incelemek; (hata) kabul etmek |
| einsetzen | yerleştirmek; kullanmak; atamak; (çaba) göstermek |
| einsperren | hapsetmek |
| einspringen | birinin yerine geçmek (nöbet vb.) |
| einsteigen | binmek (araç); girmek (hırsız); katılmak (ortaklık) |
| einstellen | ayarlamak; işe almak; durdurmak |
| einstürzen | çökmek, yıkılmak |
| eintauchen | suya daldırmak; dalmak |
| eintauschen | değiş tokuş etmek |
| einteilen | bölüştürmek; gruplandırmak |
| eintragen | kaydetmek; listeye girmek |
| eintreten | girmek; katılmak (üye); gerçekleşmek (olay) |
| einwandern | göç etmek (ülkeye gelmek) |
| einweihen | açılış yapmak; (sır) vermek |
| einwenden | itiraz etmek |
| einwerfen | postalamak (kutuya atmak); (cam) kırmak; lafa girmek |
| einwickeln | sarmak, paketlemek |
| einwilligen | razı olmak, onaylamak |
| einzahlen | para yatırmak (hesaba) |
| einziehen | taşınmak (eve); askere almak; tahsil etmek |
“entgegen-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| entgegengehen | karşılamaya gitmek; (sona) yaklaşmak |
| entgegenkommen | karşılaşmak; (istek) karşılamak, uzlaşmak |
| entgegennehmen | teslim almak; kabul etmek |
| entgegensehen | beklemek (ümit/korku ile) |
| entgegensetzen | karşı koymak, itiraz etmek |
“fern-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| fernsehen | televizyon izlemek |
| fernsteuern | uzaktan kumanda etmek |
“fest-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| festbinden | sıkıca bağlamak |
| festdrücken | sıkıca basmak |
| festhalten | sıkı tutmak; yakalamak; kaydetmek (yazılı) |
| festkleben | yapıştırmak, sabitlemek |
| festknoten | düğümlemek (sıkıca) |
| festlegen | belirlemek, kararlaştırmak |
| festliegen | (tarih/plan) kesinleşmiş olmak |
| festnehmen | tutuklamak |
| festsetzen | belirlemek (fiyat/tarih); tutuklamak |
| feststehen | kesin olmak, belli olmak |
| feststellen | tespit etmek, saptamak; fark etmek |
“fort-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| fortbilden | eğitime devam etmek, kendini geliştirmek |
| fortbleiben | uzak kalmak, gelmemek |
| fortdauern | sürmek, devam etmek |
| fortfahren | devam etmek (kaldığı yerden); yola gitmek |
| fortführen | sürdürmek, devam ettirmek |
| fortgehen | gitmek, ayrılmak |
| fortkommen | ilerlemek; bir yerden ayrılmak |
| fortlaufen | koşarak uzaklaşmak; kaçmak |
| fortnehmen | alıp götürmek, elinden almak |
| fortrennen | koşarak kaçmak |
| fortschicken | göndermek, uzaklaştırmak |
| fortschreiten | ilerlemek (gelişmek) |
| fortsetzen | devam etmek (ara verdikten sonra) |
| fortziehen | taşınmak, göçmek |
“frei-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| freigeben | serbest bırakmak; kullanıma açmak; onaylamak |
| freihaben | izinli olmak, boş olmak |
| freihalten | (yer) tutmak, boş bırakmak |
| freilassen | serbest bırakmak, salıvermek |
| freimachen | boşaltmak (yer açmak); (üstünü) çıkarmak (muayene) |
| freinehmen | izin almak (işten) |
| freisprechen | beraat ettirmek, suçsuz bulmak |
Pro İpucu: Frei kelimesi bazen ayrı, bazen bitişik yazılabilir. “Freigeben” (onaylamak) ile “frei geben” (izin vermek) gibi nüanslar olabilir, ancak modern yazımda çoğu zaman bitişik kullanılır.
“gegen-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| gegenhalten | karşı tutmak; itiraz etmek |
| gegenlesen | kontrol etmek (okuyarak) |
| gegenrechnen | mahsup etmek, hesaptan düşmek |
| gegenzeichnen | karşı imza atmak (onaylamak) |
“gegenüber-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| gegenüberliegen | karşısında bulunmak |
| gegenübersetzen | karşısına oturtmak |
| gegenübersitzen | karşısında oturmak |
| gegenüberstehen | karşısında olmak; (sorunla) yüzleşmek |
| gegenüberstellen | karşılaştırmak (yüzleştirmek) |
| gegenübertreten | karşısına çıkmak; tavır almak |
“heim-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| heimbringen | eve getirmek |
| heimfahren | eve gitmek (araçla) |
| heimfinden | evin yolunu bulmak |
| heimgehen | eve gitmek (yürüyerek ve genel) |
| heimkehren | yuvaya dönmek (duygusal/uzun zaman sonra) |
| heimkommen | eve gelmek |
| heimreisen | memlekete/eve yolculuk etmek |
| heimschicken | eve göndermek |
| heimsuchen | musallat olmak (felaket vb.) |
“her-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| herbitten | buraya davet etmek/çağırmak |
| herbringen | getirmek (bana doğru) |
| hereilen | aceleyle buraya gelmek |
| herfahren | buraya gelmek (araçla) |
| herfinden | burayı bulmak |
| hergeben | vermek (elden çıkarmak) |
| herholen | gidip getirmek |
| herkommen | gelmek (buraya) |
| herkriegen | halletmek; (bir şeyi) bulup getirmek |
| hernehmen | almak (kaynak olarak kullanmak); bulmak |
| herrufen | çağırmak (yanına) |
| herschauen | bakmak (bana/buraya) |
| herstellen | üretmek, imal etmek; kurmak (bağlantı) |
“hin-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| hinblicken | bakmak (oraya) |
| hinbringen | götürmek (oraya) |
| hinfahren | gitmek (araçla oraya) |
| hinfallen | düşmek (yere) |
| hinfliegen | uçmak (oraya) |
| hingehen | gitmek (oraya) |
| hingucken | bakmak |
| hinhauen | uzanmak (yatmak); uymak (işe yaramak) |
| hinhören | kulak vermek |
| hinknien | diz çökmek |
| hinkommen | varmak, gitmek |
| hinkriegen | becermek, halletmek, tamir etmek |
| hinlaufen | koşmak (oraya) |
| hinnehmen | kabullenmek (zoraki) |
| hinrennen | koşarak gitmek |
| hinschicken | göndermek (oraya) |
| hinschmeißen | yere atmak; vazgeçmek/bırakmak (işi) |
| hinsehen | bakmak |
| hinsetzen | (sich) oturmak |
| hinstellen | koymak, yerleştirmek |
| hintragen | taşımak (oraya) |
| hinweisen | işaret etmek, belirtmek |
| hinwerfen | atmak (yere); pes etmek |
| hinziehen | taşınmak (oraya); sürüklemek |
“hinterher-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| hinterherfahren | arkasından gitmek (araçla) |
| hinterhergehen | arkasından gitmek (yürüyerek) |
| hinterhergucken | arkasından bakmak (bakakalmak) |
| hinterherlaufen | arkasından koşmak; peşinden gitmek |
| hinterherschauen | arkasından bakmak |
“hoch-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| hochblicken | yukarı bakmak |
| hochfahren | yukarı çıkmak (asansör/araç); bilgisayarı açmak (boot) |
| hochfliegen | havalanmak, yükseğe uçmak |
| hochgehen | yukarı gitmek; patlamak (bomba) |
| hochhalten | yukarı kaldırmak/tutmak; değer vermek |
| hochheben | yukarı kaldırmak |
| hochklettern | tırmanmak |
| hochkommen | yukarı gelmek; iyileşmek/gelişmek |
| hochnehmen | kucaklamak (kaldırmak) |
| hochschauen | yukarı bakmak |
| hochsehen | yukarı bakmak |
| hochspringen | zıplamak |
| hochsteigen | tırmanmak, yükselmek |
| hochstellen | yukarı koymak; (dereceyi) yükseltmek |
| hochwerfen | havaya atmak |
| hochziehen | yukarı çekmek; inşa etmek (bina) |
“inne-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| innehaben | (makam/mevki) sahibi olmak, elinde tutmak |
| innehalten | duraksamak, ara vermek |
| innewohnen | içinde bulunmak, özünde olmak |
“los-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| losbinden | çözmek (bağını) |
| losfahren | yola koyulmak, hareket etmek |
| losfliegen | uçmaya başlamak, havalanmak |
| losgehen | başlamak; yola çıkmak |
| loskommen | kurtulmak (bağımlılıktan/birinden) |
| loslassen | bırakmak (elini/ipini); salıvermek |
| loslaufen | koşmaya başlamak |
| losmachen | çözmek, açmak (bağ); (sich) kurtulmak |
| losrennen | koşmaya başlamak (hızla) |
| losschicken | yollamak, göndermek |
| loswerden | kurtulmak (başından savmak) |
“mit-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| mitarbeiter | birlikte çalışmak, katkıda bulunmak |
| mitbekommen | farkına varmak, duymak; payını almak |
| mitbenutzen | ortak kullanmak |
| mitbestimmen | söz sahibi olmak, karara katılmak |
| mitbringen | getirmek (yanında) |
| mitentscheiden | birlikte karar vermek |
| mitfahren | birlikte gitmek (araçla) |
| mitfühlen | halden anlamak, duygudaş olmak |
| mitgeben | yanına vermek (giderken) |
| mitgehen | birlikte gitmek (eşlik etmek) |
| mithaben | yanında bulundurmak (üzerinde olmak) |
| mithelfen | yardım etmek (işin ucundan tutmak) |
| mitkommen | birlikte gelmek; (dersi) takip edebilmek |
| mitleiden | birinin acısını paylaşmak |
| mitmachen | katılmak (etkinliğe); (sorun) çıkarmak |
| mitnehmen | yanına almak, götürmek; (fırsattan) yararlanmak |
| mitreden | sohbete katılmak; söz hakkı olmak |
| mitsingen | eşlik etmek (şarkıya) |
| mitspielen | birlikte oynamak; (hileye) alet olmak |
| mitteilen | bildirmek, haber vermek |
| mitwirken | rol oynamak, katkı sağlamak |
“nach-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| nachahmen | taklit etmek |
| nachbessern | düzeltmek, iyileştirmek (sonradan) |
| nachbestellen | ek sipariş vermek |
| nachdenken | düşünüp taşınmak (üzerinde düşünmek) |
| nachdrucken | tıpkıbasım yapmak; vurgulamak |
| nacheifern | özenmek, örnek almak (yarışmak) |
| nacherzählen | (duyduğunu/okuduğunu) anlatmak |
| nachfahren | peşinden gitmek (araçla) |
| nachfolgen | takip etmek, halefi olmak |
| nachforschen | araştırmak, soruşturmak |
| nachfragen | sorup soruşturmak; talep etmek |
| nachgeben | boyun eğmek, pes etmek; esnemek |
| nachgehen | peşinden gitmek; (saat) geri kalmak; (iyle) meşgul olmak |
| nachgucken | bakmak, kontrol etmek (sözlüğe vb.) |
| nachholen | telafi etmek (kaçırılanı); sonradan getirmek |
| nachkommen | sonradan gelmek; yerine getirmek (arzuyu) |
| nachlassen | azalmak, gevşemek (yağmur/ağrı) |
| nachlaufen | peşinden koşmak |
| nachlesen | okuyup araştırmak; tekrar okumak |
| nachmachen | taklit etmek; (ödevi) sonradan yapmak |
| nachprüfen | denetlemek, kontrol etmek |
| nachschauen | bakmak (kontrol etmek) |
| nachschlagen | sözlüğe/kitaba bakmak (başvuru) |
| nachsehen | göz yummak (hoş görmek); kontrol etmek |
| nachsprechen | tekrar etmek (söyleneni) |
| nachstellen | (saat) geri almak; taklit etmek (sahne); tuzak kurmak |
| nachweisen | kanıtlamak, ispat etmek |
| nachzählen | tekrar saymak |
“neben-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| nebenordnen | birlikte sıralamak, eş koşmak |
“nieder-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| niederbrennen | yanıp kül olmak (tamamen) |
| niederlegen | yere koymak, indirmek; (görevi) bırakmak |
| niederschlagen | yere sermek (yumrukla); bastırmak (isyanı) |
| niederschreiben | yazıya dökmek, kaydetmek |
“rück-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| rückerstatten | geri ödemek (masrafı) |
“statt-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| stattfinden | gerçekleşmek, olmak (etkinlik vb.) |
| stattgeben | kabul etmek (dilekçe/talep) |
“teil-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| teilhaben | payı olmak, iştirak etmek |
| teilnehmen | katılmak |
“vor-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| vorbereiten | hazırlık yapmak, hazırlamak |
| vorbeugen | önlemek; öne eğilmek |
| vorbringen | öne sürmek (fikir); suçlamak |
| vorführen | göstermek, sergilemek (model/film) |
| vorgeben | iddia etmek; belirlemek; avans vermek |
| vorgehen | illerlemek; (saat) ileri gitmek; öncelikli olmak |
| vorhaben | niyetinde olmak, planlamak |
| vorherrschen | hakim olmak, hüküm sürmek |
| vorkommen | meydana gelmek; var olmak; gibi gelmek |
| vorladen | mahkemeye çağırmak |
| vorlegen | sunmak (belge); ibraz etmek |
| vorlesen | yüksek sesle okumak (birine) |
| vormachen | örnek olarak göstermek (yaparak); (birini) kandırmak |
| vornehmen | (sich) niyetlenmek; icra etmek (ameliyat vb.) |
| vorragen | çıkıntı yapmak, öne çıkmak |
| vorranggehen | önden gitmek, öncelikli olmak |
| vorschlagen | önermek, teklif etmek |
| vorschreiben | emretmek (kural koymak); reçete yazmak |
| vorsehen | öngörmek; planlamak; (sich) dikkat etmek |
| vorstehen | yönetmek; çıkıntı oluşturmak |
| vorstellen | tanıtmak; (sich) hayal etmek; (saat) ileri almak |
| vortragen | sunmak (şiir/rapor); ileri sürmek |
| vorwerfen | suçlamak, sitem etmek; (öne) atmak |
| vorziehen | tercih etmek (üstün tutmak); öne çekmek |
“weg-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| wegbleiben | uzakta kalmak, gelmemek |
| wegfahren | gitmek (araçla); yola çıkmak |
| wegfallen | iptal olmak, ortadan kalkmak |
| weggehen | gitmek, ayrılmak; leke çıkmak |
| weghören | duymazdan gelmek |
| weglaufen | koşarak kaçmak |
| weglegen | bir kenara koymak |
| wegmachen | kaldırmak, temizlemek (lekeyi) |
| wegnehmen | elinden almak, kaldırmak |
| wegräumen | toplamak, kaldırmak |
| wegrennen | koşup kaçmak |
| wegschauen | başka tarafa bakmak, görmezden gelmek |
| wegschmeißen | atmak (çöpe) |
| wegsehen | görmezden gelmek |
| wegtun | kaldırmak, atmak |
| wegwerfen | atmak (çöpe) |
| wegwischen | silmek (gözyaşı/leke) |
| wegziehen | taşınmak (başka yere); çekmek |
“weiter-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| weiterbilden | eğitime devam etmek, (sich) kendini geliştirmek |
| weiterfahren | yoluna devam etmek (araçla) |
| weitergehen | yürümeye devam etmek; (hayat) devam etmek |
| weiterkommen | ilerlemek (kariyerde/yolda) |
| weiterleben | yaşamaya devam etmek |
| weiterleiten | aktarmak (mail/bilgi), yönlendirmek |
| weitermachen | devam etmek (işe) |
| weiterreichen | uzatmak, elden ele vermek |
| weitersagen | başkasına anlatmak (sırrı yaymak) |
“wett-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| wettmachen | telafi etmek (hatayı) |
“zu-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| zubereiten | hazırlamak (yemek) |
| zubinden | bağlamak (ayakkabı/düğüm) |
| zudecken | üstünü örtmek |
| zudrücken | kapatmak (göz yummak – gözünü) |
| zuerkennen | hükmetmek, vermek (hak/ödül) |
| zufassen | yakalamak, kavramak; yardım etmek |
| zufrieren | donmak (göl vb.) |
| zufügen | eklemek; (zarar/acı) vermek |
| zuführen | tedarik etmek; yönlendirmek |
| zugeben | itiraf etmek; ilave etmek (yemeğe) |
| zugehen | kapanmak (kapı); (birine) yaklaşmak |
| zugehören | ait olmak (bir gruba) |
| zugucken | izlemek, seyretmek |
| zuhaben | kapalı olmak (dükkan/kapı) |
| zuhalten | kapalı tutmak (ağzını/kapıyı) |
| zuhören | dinlemek (dikkatle) |
| zujauchzen | alkışlamak, tezahürat yapmak |
| zukleben | yapıştırmak (zarfı) |
| zuknallen | hızla çarpmak (kapıyı) |
| zuknöpfen | düğmelemek |
| zukommen | yaklaşmak; (hak) düşmek; ulaşmak |
| zulassen | izin vermek; kapalı bırakmak; (motor) tescil ettirmek |
| zulächeln | gülümsemek (birine) |
| zulegen | kilo almak; (sich) edinmek; eklemek |
| zumachen | kapatmak, kilitlemek; (argo) acele etmek |
| zunehmen | kilo almak; artmak (hız/fiyat) |
| zuordnen | eşleştirmek |
| zupacken | sıkıca tutmak; işe girişmek |
| zureden | ikna etmeye çalışmak, nasihat etmek |
| zurufen | seslenmek (birine) |
| zusagen | kabul etmek (daveti); söz vermek; hitap etmek |
| zuschauen | seyretmek |
| zuschicken | göndermek |
| zuschlagen | vurmak; kapıyı çarpmak; (fiyat) birmek |
| zuschließen | kilitlemek |
| zuschnappen | kapanıvermek (tuzak/kilit) |
| zuschneiden | kesmek (biçmek); (birine) uyarlamak |
| zuschreiben | atfetmek; (hesaba) yazmak |
| zusehen | izlemek, bakmak; tanık olmak |
| zusetzen | eklemek; (birini) zorlamak |
| zusperren | kilitlemek (kapıyı/yolu) |
| zustimmen | onaylamak, aynı fikirde olmak |
| zutrauen | (birinden bir şeyi) beklemek/ummak; yapabileceğine inanmak |
| zutreffen | doğru olmak, uymak |
| zuwenden | (sich) yönelmek, ilgilenmek |
| zuwinkern | göz kırpmak |
“zurecht-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller
| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| zurechtfinden | (sich) yolunu bulmak, oryante olmak |
| zurechtkommen | başarmak, üstesinden gelmek (biriyle/bir şeyle) |
| zurechtweisen | haddini bildirmek, azarlamak |
“zurück-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| zurückbehalten | alıkoymak, geri vermemek |
| zurückbekommen | geri almak |
| zurückblicken | geriye bakmak (geçmişe) |
| zurückbringen | geri getirmek |
| zurückdenken | geçmişi düşünmek |
| zurückdrehen | geri çevirmek (zamanı/saati) |
| zurückerhalten | geri almak (verdiğini) |
| zurückfahren | geri gitmek (araçla); azaltmak (üretimi) |
| zurückfallen | geride kalmak; (eski haline) dönmek |
| zurückfordern | geri istemek/talep etmek |
| zurückführen | dayandırmak (nedenini); geri götürmek |
| zurückgeben | geri vermek, iade etmek |
| zurückgehen | geri gitmek; azalmak (fiyat/su) |
| zurückgreifen | (bir şeye) başvurmak; eskiye uzanmak |
| zurückhalten | tutmak, engel olmak; (sich) sakınmak (duygularını) |
| zurückkehren | geri dönmek (memlekete/yuvaya) |
| zurückkommen | geri gelmek |
| zurücklegen | geriye koymak; katetmek (yol); biriktirmek (para) |
| zurücklassen | geride bırakmak |
| zurücklaufen | geri koşmak |
| zurücklehnen | arkasına yaslanmak (rahatlamak) |
| zurücknehmen | geri almak (sözünü/malını) |
| zurückrufen | geri aramak (telefon); geri çağırmak |
| zurückschauen | geriye bakmak |
| zurückschicken | geri göndermek, iade etmek |
| zurückschlagen | karşılık vermek (vurmak); püskürtmek |
| zurückschrecken | ürküp geri çekilmek |
| zurücksehen | dönüp bakmak |
| zurücksehnen | (sich) geçmişi/birini özlemek |
| zurücksetzen | geri almak (sıfırlamak); ihmal etmek (birisini) |
| zurückstehen | geri durmak; feragat etmek |
| zurückstellen | yerine koymak; ertelemek; saati geri almak |
| zurücktreten | istifa etmek; geri çekilmek |
| zurückwandern | geri göçmek |
| zurückweichen | geri çekilmek (korkudan/baskıdan) |
| zurückweisen | reddetmek, geri çevirmek |
| zurückziehen | geri çekmek; (sich) köşesine çekilmek/taşınmak |
“zusammen-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

| Ayrılabilen Fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| zusammenarbeiten | işbirliği yapmak |
| zusammenbauen | monte etmek, kurmak |
| zusammenbinden | birbirine bağlamak |
| zusammenbrechen | çökmek (bina/sinir krizi), yıkılmak |
| zusammenbringen | bir araya getirmek; barıştırmak |
| zusammenfassen | özetlemek |
| zusammenfalten | katlamak |
| zusammengehören | birbirine ait olmak, bir bütün olmak |
| zusammenhalten | bir arada tutmak; dayanışma içinde olmak |
| zusammenhangen | bağlantılı olmak, ilişkili olmak |
| zusammenklappen | katlamak, kapatmak (şemsiye/kitap) |
| zusammenkommen | toplanmak, bir araya gelmek |
| zusammenleben | birlikte yaşamak |
| zusammenlegen | birleştirmek; katlamak (çamaşır) |
| zusammenpacken | eşyaları toplamak |
| zusammenpassen | birbirine uymak (yakışmak) |
| zusammenrechnen | toplamak (hesap) |
| zusammenreißen | (sich) kendine hakim olmak, toparlanmak |
| zusammenrücken | sıkışmak, birbirine yaklaşmak |
| zusammenschlagen | dövmek (feci şekilde); birbirine çarpmak |
| zusammenschließen | (sich) birleşmek (güç birliği) |
| zusammensetzen | birleştirmek, monte etmek; (sich) oluşmak |
| zusammenstehen | bir arada durmak; dayanışmak |
| zusammenstellen | derlemek, oluşturmak (liste/menü) |
| zusammenstoßen | çarpışmak |
| zusammentreffen | rastlaşmak; aynı zamana denk gelmek |
| zusammenwachsen | kaynamak (yara); bütünleşmek |
| zusammenziehen | birlikte eve çıkmak; büzmek/toplamak |
Bunlar da İlginizi Çekebilir
Almanca ayrılabilen fiiller (trennbare Verben), dil bilgisinin en temel taşlarından biridir. Bu konuyu daha derinlemesine öğrenmek ve diğer gramer konularıyla pekiştirmek için aşağıdaki rehberlerimize göz atabilirsiniz:
- Almanca Ayrılabilen Fiiller Konu Anlatımı (Trennbare Verben) – Detaylı gramer kuralları ve örnek cümleler.
- Almanca A1 Fiiller Listesi – Başlangıç seviyesi için en önemli fiiller.
- Almanca Düzensiz Fiiller Listesi (Unregelmäßige Verben) – Güçlü fiillerin listesi ve çekim tablosu.
- Almanca Geçmiş Zaman Konu Anlatımı – Geçmiş zamanda ayrılabilen fiillerin kullanımı.
Almanca ayrılabilen fiiller nelerdir?
Almanca ayrılabilen fiiller (trennbare Verben), bir fiil kökü ve vurgulu bir ön ekten (Präfix) oluşan, cümle içinde kullanıldığında ön eki ayrılarak cümlenin sonuna giden fiillerdir. Örnek: ‘aufstehen’ (kalkmak) -> ‘Ich stehe um 7 Uhr auf.’
Hangi ön ekler ayrılabilir?
En yaygın ayrılabilen ön ekler şunlardır: ab-, an-, auf-, aus-, bei-, ein-, los-, mit-, nach-, her-, hin-, vor-, weg-, zu-, zurück-. Bu ekleri gördüğünüzde fiilin ayrılabilir olduğunu anlayabilirsiniz.
Ayrılabilen fiiller cümlede nereye gelir?
Normal bir düz cümlede (Präsens veya Präteritum), fiilin kök kısmı özneye göre çekimlenip 2. sırada yer alırken, ön ek (Präfix) cümlenin en sonuna gider. Yardımcı fiil kullanılan zamanlarda (Perfekt gibi) veya Modalverb ile kullanıldığında ise kurallar değişir.
Untrennbare (ayrılamayan) fiillerle farkı nedir?
Ayrılamayan fiillerde vurgu fiil kökündedir ve ön ek asla ayrılmaz (örn: bekommen, verstehen). Ayrılabilen fiillerde ise vurgu ön ektedir ve çekim sırasında ayrılır.
Bu listenin PDF hali var mı?
Evet, bu sayfadaki listeyi tarayıcınızın ‘Yazdır’ (Print) özelliği ile PDF olarak kaydedebilir ve çıktısını alarak çalışabilirsiniz.
Saygılarımızla
Editör: Ahmet K. (Aschaffenburg’dan Sevgilerle 🇩🇪)
AlmancaABC Eğitim Koordinatörü &
Expat
Almanca öğrenmek ABC kadar kolay! 🇩🇪 ❤️ 🇹🇷
AlmancaABC‘de videolar, A1, A2, B1 konu anlatımları, kelime listeleri ve Almanca öğrenmek için ihtiyacın olan her şey seni bekliyor!
Hemen takip et, değişimi fark et!
pdf olarak yüklemeniz mümkün mü
Emeği geçen herkese çok teşekkürler