Bu sayfa yalnızca Akkusativ (ismin -i hali) alan fiiller içindir. Fiilden sonra Kimi? (Wen?) veya Neyi? (Was?) sorularına net bir cevap geliyorsa, fiil Akkusativ nesne ister.
Örnek:
- ✅ Ich sehe den Mann. (Adamı görüyorum.)
- ❌ Ich sehe der Mann. (Yanlış – der → den olmalı)
- ✅Ich habe einen Hund. (Bir köpeğim var.)
- ✅Wir kaufen ein Auto. (Bir araba satın alıyoruz.) Açıklama: Burada Auto’nun Artikeli das’tır. Das olduğu için Akkusativ’de belirli artikel ve belirsiz artikelde artikel değilmezdi. Ayrıntılar için Akkusativ konu anlatımına bakınız.
Akkusativ’de artikel değişimi: der→den, die→die, das→das, die (plural)→die.
Popüler Akkusativ Alan Fiiller:
- haben – sahip olmak
- sehen – görmek, izlemek
- lesen – okumak
- kaufen – satın almak
- machen – yapmak
- fragen – sormak
- suchen – aramak
- trinken – içmek
- essen – yemek yemek
- brauchen – ihtiyacı olmak
- nehmen – almak
- anrufen – telefon etmek, aramak
- bezahlen – ödemek
- verstehen – anlamak
- lieben – sevmek
Akkusativ Nesne Alan Fiillerin Tam Listesi (Verben mit Akkusativ)
Aşağıdaki tabloda fiilleri, Türkçe anlamlarını ve pratik kullanımını gösteren cümleleri bulabilirsiniz.
| Sıra No. | Almanca Fiil (Türkçe Anlamı) | Almanca Cümle (Türkçe Anlamı) |
|---|---|---|
| 1 | abgeben (teslim etmek, vermek) | Sie möchte den Kinderwagen abgeben. (O, bebek arabasını teslim etmek istiyor.) |
| 2 | abholen (teslim almak, gidip almak) | Leopold holt Olga ab. (Leopold Olga’yı teslim alıyor/gidip alıyor.) |
| 3 | absagen (iptal etmek) | Ich sage meinen Arzttermin ab. (Doktor randevumu iptal ediyorum.) |
| 4 | abschließen (kilitlemek) | Bitte schließen Sie die Haustür ab. (Lütfen dış kapıyı kilitleyin.) |
| 5 | abstellen (park etmek, bırakmak) | Wo stellst du dein Fahrrad ab? (Bisikletini nereye park ediyorsun/bırakıyorsun?) |
| 6 | anbraten (kızartmak) | Er brät die Zwiebel an. (O, soğanı kızartıyor.) |
| 7 | angeben (belirtmek, söylemek) | Sie können die Uhrzeiten angeben. (Saatleri belirtebilirsiniz/söyleyebilirsiniz.) |
| 8 | anhalten (durdurmak) | Er hält das Taxi an. (O, taksiyi durduruyor.) |
| 9 | ankreuzen (işaretlemek, çarpılamak) | Kreuzen Sie das richtige Wort an. (Doğru kelimeyi işaretleyin/çarpılayın.) |
| 10 | anmachen (açmak (cihaz)) | Lukas macht den Fernseher an. (Lukas televizyonu açıyor.) |
| 11 | anmelden (kaydetmek, bildirmek) | Ich melde meinen Urlaub an. (İznimi bildiriyorum/kaydettiriyorum.) |
| 12 | anrufen (telefon etmek, aramak) | Er ruft Samira an. (O, Samira’yı arıyor.) |
| 13 | anschauen (seyretmek, bakmak) | Schauen Sie die Fotos an. (Fotoğraflara bakın/seyredin.) |
| 14 | ansehen (seyretmek, bakmak) | Sehen Sie die Fotos an! (Fotoğraflara bakın/seyredin!) |
| 15 | anstellen (işe almak, çalıştırmak) | Die Firma stellt viele Menschen an. (Firma birçok insanı işe alıyor.) |
| 16 | antreten (işe/göreve başlamak) | Morgen tritt Svenja eine neue Arbeitsstelle an. (Svenja yarın yeni bir işe başlıyor.) |
| 17 | aufhängen (asmak) | Hängen Sie Plakate im Kursraum auf. (Kurs odasına posterler asın.) |
| 18 | aufmachen (açmak) | Wann macht der Supermarkt auf? (Süpermarket ne zaman açılıyor?) |
| 19 | ausblasen (üfleyerek söndürmek) | Großvater bläst die Kerzen aus. (Büyükbaba mumları üfleyerek söndürüyor.) |
| 20 | ausdrücken (ifade etmek) | Er drückt seine Wünsche gerne aus. (O, dileklerini memnuniyetle ifade ediyor.) |
| 21 | ausfüllen (doldurmak (form vb.)) | Füllen Sie bitte das Formular aus. (Lütfen formu doldurun.) |
| 22 | ausgeben (para harcamak) | Familie Meier gibt viel Geld aus. (Meier ailesi çok para harcıyor.) |
| 23 | ausmachen (kapatmak (cihaz)) | Um vier macht er den Computer aus. (Saat dörtte bilgisayarı kapatıyor.) |
| 24 | auspacken (paketinden çıkarmak) | Peter und Tom packen die Kartons aus. (Peter ve Tom kartonları paketinden çıkarıyor.) |
| 25 | ausräumen (boşaltmak, yerleştirmek) | Die Packer räumen die Wohnung aus. (Paketleyiciler daireyi boşaltıyor.) |
| 26 | austauschen (değiş tokuş etmek) | Sie tauschen ihre Adressen aus. (Onlar adreslerini değiş tokuş ediyorlar.) |
| 27 | auswählen (seçmek) | Wählen Sie ein Foto aus. (Bir fotoğraf seçin.) |
| 28 | auszeichnen (ödüllendirmek, öne çıkarmak) | Otto zeichnet viele Fähigkeiten aus. (Otto birçok yeteneği öne çıkarıyor.) |
| 29 | backen (fırında pişirmek) | Du hast drei Kuchen gebacken? (Sen üç kek mi pişirdin?) |
| 30 | bauen (inşa etmek) | Das Unternehmen baut ein neues Gebäude. (Şirket yeni bir bina inşa ediyor.) |
| 31 | beachten (dikkat etmek, önem vermek) | Bitte beachten Sie die Hinweise. (Lütfen talimatlara dikkat edin.) |
| 32 | beantworten (cevaplamak) | Wir beantworten gerne deine Fragen. (Sorularını memnuniyetle cevaplarız.) |
| 33 | beginnen (başlamak) | Sie beginnt eine Arbeit. (O, bir işe başlıyor.) |
| 34 | begrüßen (selamlamak) | Olga begrüßt Frau Wohlfahrt. (Olga, Bayan Wohlfahrt’ı selamlıyor.) |
| 35 | bekommen (almak, elde etmek) | Er bekommt zu wenig Geld zurück. (O, çok az para geri alıyor.) |
| 36 | benennen (adlandırmak, isimlendirmek) | Er benennt seine Körperteile. (O, vücut parçalarını adlandırıyor.) |
| 37 | benutzen (kullanmak) | Magda benutzt Frau Feldmanns Küche. (Magda, Bayan Feldmann’ın mutfağını kullanıyor.) |
| 38 | beraten (tavsiye vermek, danışmanlık yapmak) | Ich berate die Firma beim Kauf von Computern. (Firmaya bilgisayar alımı konusunda danışmanlık yapıyorum.) |
| 39 | beschreiben (tarif etmek, betimlemek) | Beschreiben Sie die Gegenstände. (Eşyaları tarif edin.) |
| 40 | besichtigen (gezmek, ziyaret etmek (turistik)) | Wir besichtigen heute Berlin. (Bugün Berlin’i geziyoruz.) |
| 41 | bestellen (sipariş vermek) | Ich habe eine Pizza bestellt. (Bir pizza sipariş ettim.) |
| 42 | besuchen (ziyaret etmek) | Sie besucht ihren Vater. (O, babasını ziyaret ediyor.) |
| 43 | betreuen (bakmak, ilgilenmek) | Seine Frau betreut zu Hause eine Kindergruppe. (Karısı evde bir çocuk grubuna bakıyor.) |
| 44 | bezahlen (ödemek) | Ich bezahle nicht viel Miete. (Çok kira ödemiyorum.) |
| 45 | bieten (sunmak, teklif etmek) | Wir bieten einen interessanten Arbeitsplatz. (İlginç bir iş yeri sunuyoruz.) |
| 46 | bilden (oluşturmak, kurmak) | Die meisten Verben bilden das Perfekt mit ge-. (Çoğu fiil Perfekt’i ge- ile oluşturur.) |
| 47 | brauchen (ihtiyacı olmak, ihtiyaç duymak) | Wir brauchen einen Kühlschrank. (Buzdolabına ihtiyacımız var.) |
| 48 | buchen (rezervasyon yapmak, ayırtmak) | Sie buchen eine Reise nach Hamburg. (Onlar Hamburg’a bir seyahat rezervasyonu yapıyor.) |
| 49 | buchstabieren (hecelemek) | Er buchstabiert das Wort. (O, kelimeyi heceliyor.) |
| 50 | dabeihaben (yanında bulundurmak) | Lena hat immer das Handy dabei. (Lena’nın hep telefonu yanında.) |
| 51 | duzen (sen diye hitap etmek) | Ich duze meinen Chef. (Patronuma sen diye hitap ediyorum.) |
| 52 | einkaufen (alışveriş yapmak) | Sie kauft noch Tomaten ein. (O, hala domates alıyor.) |
| 53 | einladen (davet etmek) | Ich lade dich ein. (Seni davet ediyorum.) |
| 54 | einteilen (paylaştırmak, bölüştürmek) | Ich teile meinen Tag frei ein. (Günümü serbestçe paylaştırıyorum.) |
| 55 | eintragen (kaydetmek, girmek) | Bitte tragen Sie Ihren Namen ins Formular ein. (Lütfen adınızı forma kaydedin.) |
| 56 | empfehlen (tavsiye etmek) | Der Arzt empfiehlt Yong-Min Tabletten. (Doktor, Yong-Min tabletlerini tavsiye ediyor.) |
| 57 | erfinden (icat etmek) | Er erfindet eine Zeitmaschine. (O, bir zaman makinesi icat ediyor.) |
| 58 | erfragen (sormak, öğrenmek) | Sie erfragt alle Informationen. (O, tüm bilgileri soruyor/öğreniyor.) |
| 59 | ergänzen (tamamlamak, eklemek) | Ergänzen Sie den Text. (Metni tamamlayın.) |
| 60 | erklären (açıklamak) | Erklären Sie das bitte noch mal. (Lütfen bunu bir kez daha açıklayın.) |
| 61 | erleben (yaşamak, deneyimlemek) | In Berlin erlebt man viel Kultur. (Berlin’de çok kültür yaşanır.) |
| 62 | eröffnen (açmak (hesap, mağaza vb.)) | Frau Lipinska eröffnet ein Konto bei der Bank. (Bayan Lipinska bankada bir hesap açıyor.) |
| 63 | erreichen (ulaşmak, erişmek) | Sie erreichen mich am Telefon. (Bana telefondan ulaşabilirsiniz.) |
| 64 | erzählen (anlatmak) | Lukas erzählt eine Geschichte. (Lukas bir hikaye anlatıyor.) |
| 65 | erziehen (yetiştirmek) | Ich erziehe meinen Sohn allein. (Oğlumu yalnız yetiştiriyorum.) |
| 66 | essen (yemek yemek) | Er isst einen Salat. (O, bir salata yiyor.) |
| 67 | finden (bulmak) | Wo finde ich eine Bäckerei? (Nerede bir fırın bulabilirim?) |
| 68 | fotografieren (fotoğrafını çekmek) | Sie fotografieren das Brandenburger Tor. (Onlar Brandenburg Kapısı’nın fotoğrafını çekiyorlar.) |
| 69 | fragen (sormak) | Fragen Sie Ihren Partner. (Partnerinize sorun.) |
| 70 | füllen (doldurmak) | Man füllt die Kartoffeln in die Form. (Patatesler forma doldurulur.) |
| 71 | geben (vermek) | Geben Sie mir bitte noch sechs Eier. (Lütfen bana altı tane daha yumurta verin.) |
| 72 | genießen (keyfini çıkarmak) | Die Katze genießt die Streicheleinheit. (Kedi okşanmanın keyfini çıkarıyor.) |
| 73 | gießen (dökmek, sulamak) | Er gießt die Sahne über das Gemüse. (O, kremayı sebzelerin üzerine döküyor.) |
| 74 | grillen (ızgara yapmak) | Die Männer grillen das Fleisch. (Adamlar eti ızgara yapıyor.) |
| 75 | haben (sahip olmak) | Wir haben noch fünf Tomaten. (Hala beş domatesimiz var.) |
| 76 | hassen (nefret etmek) | Wir hassen den neuen Nachbarn. (Yeni komşudan nefret ediyoruz.) |
| 77 | heiraten (evlenmek) | Sie heiratet ihren Freund. (O, erkek arkadaşıyla evleniyor.) |
| 78 | hochtragen (yukarı taşımak) | Tom trägt die Kartons hoch. (Tom kartonları yukarı taşıyor.) |
| 79 | holen (almak, getirmek) | Ich hole noch 1 Kilo Zwiebeln. (Bir kilo daha soğan alacağım.) |
| 80 | hören (duymak, dinlemek) | Hören Sie den Dialog. (Diyaloğu dinleyin.) |
| 81 | informieren (bilgilendirmek) | Der Prospekt informiert die Touristen über die Stadt. (Broşür, turistleri şehir hakkında bilgilendiriyor.) |
| 82 | installieren (kurmak, monte etmek) | Der Elektriker installiert auf dem Balkon eine Antenne. (Elektrikçi balkona bir anten kuruyor.) |
| 83 | kaufen (satın almak) | Sie kauft ein Bügeleisen. (O, bir ütü satın alıyor.) |
| 84 | kennen (tanımak, bilmek) | Sie kennen jetzt schon viele Verben. (Siz şimdiden birçok fiil tanıyorsunuz.) |
| 85 | kennenlernen (tanışmak) | Lukas lernt viele Leute kennen. (Lukas birçok insanla tanışıyor.) |
| 86 | kicken (tekmelemek, top oynamak) | Sabine wählt den Kurs „Kick die Kilos”. (Sabine “Kiloları Tekmele” kursunu seçiyor.) |
| 87 | klären (açıklığa kavuşturmak) | Klären Sie die Abkürzungen in den Anzeigen. (Reklamlardaki kısaltmaları açıklığa kavuşturun.) |
| 88 | kochen (yemek pişirmek) | Wir kochen eine Suppe. (Biz bir çorba pişiriyoruz.) |
| 89 | konjugieren (çekmek (fiil)) | Er konjugiert das Verb fallen. (O, ‘fallen’ fiilini çekiyor.) |
| 90 | kontrollieren (kontrol etmek) | Kontrollieren Sie den Text. (Metni kontrol edin.) |
| 91 | korrigieren (düzeltmek) | Korrigieren Sie immer Ihre Hausaufgaben? (Ev ödevlerinizi her zaman düzeltiyor musunuz?) |
| 92 | krankschreiben (rapor yazmak (hastalık)) | Der Arzt schreibt Frau Müller bis Freitag krank. (Doktor, Bayan Müller’e Cuma’ya kadar rapor yazıyor.) |
| 93 | küssen (öpmek) | Er küsst seine Frau. (O, karısını öpüyor.) |
| 94 | legen (koymak, yerleştirmek) | Legen Sie die Apfelscheiben in die Form. (Elma dilimlerini forma koyun.) |
| 95 | lernen (öğrenmek) | Wir lernen viele Wörter. (Biz birçok kelime öğreniyoruz.) |
| 96 | lesen (okumak) | Er liest ein Buch. (O, bir kitap okuyor.) |
| 97 | lieben (sevmek (aşk)) | Ich liebe meinen Mann. (Kocamı seviyorum.) |
| 98 | machen (yapmak) | Machen Sie eine Liste. (Bir liste yapın.) |
| 99 | markieren (işaretlemek) | Sie markiert die Verben. (O, fiilleri işaretliyor.) |
| 100 | mieten (kiralamak) | Sie mieten eine 4-Zimmer-Wohnung im Zentrum. (Onlar merkezde 4 odalı bir daire kiralıyorlar.) |
| 101 | mitbenutzen (birlikte kullanmak) | Wir benutzen den Garten mit. (Bahçeyi birlikte kullanıyoruz.) |
| 102 | mitbringen (beraberinde getirmek) | Bringen Sie Rezepte mit. (Tarifleri beraberinizde getirin.) |
| 103 | mitnehmen (yanına almak, götürmek) | Wir nehmen Essen zum Picknick mit. (Piknik için yanımıza yiyecek alıyoruz.) |
| 104 | möchten (istemek (kibar)) | Ich möchte eine Tasse Kaffee. (Bir fincan kahve istiyorum.) |
| 105 | mögen (hoşlanmak, sevmek) | Ich mag deine Brille. (Gözlüğünü seviyorum.) |
| 106 | nachschlagen (bakmak (sözlük vb.)) | Carlos schlägt alle Wörter im Wörterbuch nach. (Carlos sözlükteki tüm kelimelere bakıyor.) |
| 107 | nehmen (almak) | Er nimmt ein Glas Tee. (O, bir bardak çay alıyor.) |
| 108 | notieren (not almak) | Ich notiere die Wörter. (Kelimeleri not alıyorum.) |
| 109 | nummerieren (numaralandırmak) | Nummerieren Sie die Bilder. (Resimleri numaralandırın.) |
| 110 | öffnen (açmak) | Sie öffnen die Tür. (Onlar kapıyı açıyorlar.) |
| 111 | ordnen (sıralamak, düzenlemek) | Ordnen Sie die Dialoge. (Diyalogları sıralayın.) |
| 112 | organisieren (organize etmek, düzenlemek) | Die Eltern organisieren Spiele. (Ebeveynler oyunlar organize ediyor.) |
| 113 | packen (paketlemek, toplamak) | Magda packt ihre Kartons für den Umzug. (Magda taşınma için kartonlarını paketliyor.) |
| 114 | parken (park etmek) | Ich parke mein Auto immer im Hof. (Arabamı her zaman avluya park ederim.) |
| 115 | pflegen (bakım yapmak) | Ich pflege die Homepage für die Firma. (Firma için web sitesinin bakımını yapıyorum.) |
| 116 | planen (planlamak) | Wir planen ein Essen. (Bir yemek planlıyoruz.) |
| 117 | putzen (temizlemek) | Die Reinigungskraft putzt die Fenster. (Temizlikçi camları temizliyor.) |
| 118 | rauchen (sigara içmek) | Herr Rohrer raucht 3 Schachteln am Tag. (Bay Rohrer günde 3 paket sigara içiyor.) |
| 119 | reinigen (temizlemek) | Bitte reinigen Sie jede Woche den Flur. (Lütfen koridoru her hafta temizleyin.) |
| 120 | renovieren (yenilemek, restore etmek) | Die Familie renoviert die Wohnung. (Aile daireyi yeniliyor.) |
| 121 | reparieren (tamir etmek) | Die Elektriker reparieren die Lampen im Lager. (Elektrikçiler depodaki lambaları tamir ediyor.) |
| 122 | reservieren (rezervasyon yapmak) | Wir reservieren ein Doppelzimmer für uns. (Kendimiz için çift kişilik bir oda rezerve ediyoruz.) |
| 123 | röntgen (röntgen çekmek) | Die Ärztin röntgt Karlas Lunge. (Doktor, Karla’nın akciğerinin röntgenini çekiyor.) |
| 124 | rufen (seslenmek, çağırmak) | Carlos ruft den Krankenwagen. (Carlos ambulansı çağırıyor.) |
| 125 | sagen (söylemek) | Sie sagt ihren Namen. (O, adını söylüyor.) |
| 126 | sammeln (toplamak, biriktirmek) | Sammeln Sie die Verben. (Fiilleri toplayın.) |
| 127 | sauber halten (temiz tutmak) | Bitte halten Sie den Hof sauber. (Lütfen avluyu temiz tutun.) |
| 128 | schälen (soymak (meyve, sebze)) | Er schält den Apfel. (O, elmayı soyuyor.) |
| 129 | schicken (göndermek) | Die Ärztin schickt die Frau ins Krankenhaus. (Doktor, kadını hastaneye gönderiyor.) |
| 130 | schließen (kapatmak) | Er schließt das Fenster. (O, pencereyi kapatıyor.) |
| 131 | schneiden (kesmek) | Sie schneidet die Zwiebeln. (O, soğanları kesiyor.) |
| 132 | schreiben (yazmak) | Olga schreibt das Wort ins Heft. (Olga kelimeyi deftere yazıyor.) |
| 133 | sehen (görmek) | Er sieht Samira nur am Wochenende. (O, Samira’yı sadece hafta sonları görüyor.) |
| 134 | signalisieren (sinyal vermek, göstermek) | Diese Wörter signalisieren Vergangenheit. (Bu kelimeler geçmiş zamanı gösteriyor.) |
| 135 | singen (şarkı söylemek) | Wir singen gerne Lieder. (Biz şarkı söylemeyi severiz.) |
| 136 | sparen (para biriktirmek, tasarruf etmek) | Ich spare mein Gehalt. (Maaşımı biriktiriyorum.) |
| 137 | spielen (oynamak) | Wir spielen die Dialoge. (Biz diyalogları oynuyoruz.) |
| 138 | sprechen (konuşmak) | Sprechen Sie das Wort laut. (Kelimeyi yüksek sesle söyleyin.) |
| 139 | stellen (koymak, sormak (soru)) | Kim stellt viele Fragen. (Kim birçok soru soruyor.) |
| 140 | studieren (üniversite okumak) | Katharina studiert Russisch. (Katharina, Rus Dili ve Edebiyatı okuyor.) |
| 141 | suchen (aramak) | Ich suche eine Waschmaschine. (Bir çamaşır makinesi arıyorum.) |
| 142 | tauschen (değiş tokuş etmek, takas etmek) | Tauschen Sie die Lernkarten. (Öğrenme kartlarını değiş tokuş edin.) |
| 143 | testen (test etmek, denemek) | Dirk testet Sabines Gesundheit. (Dirk, Sabine’nin sağlığını test ediyor.) |
| 144 | tragen (taşımak, giymek) | Magda trägt die Kartons ins Zimmer. (Magda kartonları odaya taşıyor.) |
| 145 | treffen (buluşmak, rastlamak) | Sie trifft eine Freundin im Café. (O, bir arkadaşıyla kafede buluşuyor.) |
| 146 | trennen (ayırmak, ayrıştırmak) | Wir trennen unseren Müll. (Biz çöplerimizi ayırıyoruz.) |
| 147 | trinken (içmek) | Sie trinkt einen Tee. (O, bir çay içiyor.) |
| 148 | trocknen (kurutmak) | Er trocknet seine Wäsche im Keller. (O, çamaşırlarını bodrumda kurutuyor.) |
| 149 | üben (pratik yapmak, alıştırma yapmak) | Wir üben die Dialoge. (Biz diyalogların pratiğini yapıyoruz.) |
| 150 | überweisen (havale etmek, transfer etmek) | Wir überweisen Ihr Gehalt auf ein Konto. (Maaşınızı bir hesaba havale ediyoruz.) |
| 151 | unterbrechen (sözünü kesmek, araya girmek) | Der Lehrer hat uns unterbrochen. (Öğretmen sözümüzü kesti.) |
| 152 | unterrichten (ders vermek, öğretmek) | Frau Meier unterrichtet Deutsch. (Bayan Meier Almanca dersi veriyor.) |
| 153 | unterschreiben (imzalamak) | Er unterschreibt die Entschuldigung. (O, mazeret belgesini imzalıyor.) |
| 154 | untersuchen (incelemek, muayene etmek) | Der Arzt untersucht den Patienten. (Doktor hastayı muayene ediyor.) |
| 155 | variieren (değiştirmek, çeşitlendirmek) | Der Koch variiert das Menü jede Woche. (Aşçı her hafta menüyü değiştirir.) |
| 156 | verbinden (bağlamak, birleştirmek) | Moment, ich verbinde Sie mit dem Außendienst. (Bir dakika, sizi saha servisine bağlıyorum.) |
| 157 | verdienen (para kazanmak, hak etmek) | Herr Klotz verdient ungefähr 1900 Euro im Monat. (Bay Klotz ayda yaklaşık 1900 Euro kazanıyor.) |
| 158 | vereinbaren (kararlaştırmak, randevu ayarlamak) | Sie vereinbart einen Termin mit der Sekretärin. (O, sekreterle bir randevu ayarlıyor.) |
| 159 | verkaufen (satmak) | Wir verkaufen unseren Kühlschrank. (Buzdolabımızı satıyoruz.) |
| 160 | vermeiden (kaçınmak, sakınmak) | Bitte vermeiden Sie Lärm! (Lütfen gürültüden kaçının!) |
| 161 | vermieten (kiraya vermek) | Frau Feldmann vermietet ein Zimmer. (Bayan Feldmann bir oda kiraya veriyor.) |
| 162 | verschieben (ertelemek, kaydırmak) | Kasimir verschiebt einen Arzttermin. (Kasimir bir doktor randevusunu erteliyor.) |
| 163 | verstehen (anlamak) | Ich verstehe das nicht. (Bunu anlamıyorum.) |
| 164 | verteilen (dağıtmak) | Verteilen Sie Blätter in der Klasse. (Sınıfta kağıtları dağıtın.) |
| 165 | vorbereiten (hazırlamak) | Der Lehrer bereitet das Zimmer vor. (Öğretmen odayı hazırlıyor.) |
| 166 | vorheizen (önceden ısıtmak) | Man muss den Backofen vorheizen. (Fırını önceden ısıtmak gerekir.) |
| 167 | wählen (seçmek, numarayı çevirmek) | Sie haben die Nummer 12 gewählt. (12 numarayı çevirdiniz.) |
| 168 | waschen (yıkamak) | Wir waschen das Obst. (Meyveleri yıkıyoruz.) |
| 169 | wechseln (değiştirmek) | Sie wechselt oft ihren Arbeitsplatz. (O, sık sık iş yerini değiştiriyor.) |
| 170 | wegbringen (götürmek, ortadan kaldırmak) | Carlos bringt die Flaschen weg. (Carlos şişeleri götürüyor.) |
| 171 | wegnehmen (alıp götürmek, kaldırmak) | Dann müssen Sie den Deckel wegnehmen. (O zaman kapağı almanız gerekir.) |
| 172 | werfen (atmak) | Das Kind wirft einen Ball. (Çocuk bir top atıyor.) |
| 173 | weiterhören (dinlemeye devam etmek) | Hören Sie die Geschichte weiter. (Hikayeyi dinlemeye devam edin.) |
| 174 | weiterlesen (okumaya devam etmek) | Lesen Sie den Text weiter. (Metni okumaya devam edin.) |
| 175 | weiterschreiben (yazmaya devam etmek) | Schreiben Sie die Sätze weiter. (Cümleleri yazmaya devam edin.) |
| 176 | wiederholen (tekrar etmek) | Wiederholen Sie das bitte. (Lütfen bunu tekrar edin.) |
| 177 | wissen (bilmek) | Herr Mehlmann weiß den Weg leider nicht. (Bay Mehlmann yolu maalesef bilmiyor.) |
| 178 | würzen (baharatlamak) | Er würzt den Auflauf mit Salz und Pfeffer. (O, güveci tuz ve karabiberle baharatlıyor.) |
| 179 | zahlen (ödemek) | Sie zahlt 200 Euro. (O, 200 Euro ödüyor.) |
| 180 | zählen (saymak) | Sie zählt das Geld. (O, parayı sayıyor.) |
| 181 | zeichnen (çizmek) | Carlos zeichnet ein Bild. (Carlos bir resim çiziyor.) |
| 182 | zerstören (yok etmek, tahrip etmek) | Er hat mein Leben zerstört. (O, hayatımı mahvetti.) |
| 183 | ziehen (çekmek, taşınmak) | Swetlana zieht mit ihrer Familie nach Deutschland. (Swetlana ailesiyle Almanya’ya taşınıyor.) |
PDF İndir
Almanca Akkusativ Fiiller Listesi PDF İndir
Not: Bu sayfa zaman içinde güncellenmekte olduğundan PDF’de olmayan kelimeler aşağı yazılmıştır:
- bauen (inşa etmek)
- beginnen (başlamak)
- fotografieren (fotoğrafını çekmek)
- genießen (keyfini çıkarmak)
- hassen (nefret etmek)
- lieben (sevmek (aşk))
- putzen (temizlemek)
- unterbrechen (sözünü kesmek, araya girmek)
- vorbereiten (hazırlamak)
- werfen (atmak)
- zerstören (yok etmek, tahrip etmek)
- vergleichen (karşılaştırmak)
- vergessen (unutmak)
- verlieren (kaybetmek)
- verpassen (kaçırmak)
Sık Sorulan Sorular
1. Akkusativ ne demek ve neden önemlidir?
Akkusativ (Belirtme Hali), Almanca’da ismin “-i hali” olarak bilinir. Fiilin doğrudan etkilediği nesneyi belirtir. “Kimi? (Wen?)” veya “Neyi? (Was?)” sorularına cevap verir.
Örnek:
– ✅ Ich sehe den Mann. (Adamı görüyorum.)
– ❌ Ich sehe der Mann. (Yanlış kullanım)
2. Hangi fiiller Akkusativ alır?
Akkusativ alan fiiller genellikle eylem fiilleridir. En yaygın olanları:
– haben (sahip olmak)
– sehen (görmek)
– essen (yemek yemek)
– trinken (içmek)
– kaufen (satın almak)
– machen (yapmak)
– lesen (okumak)
3. Artikel değişimleri nasıl olur?
Akkusativ’de artikeller değişir:
| Cinsiyet | Nominativ | Akkusativ |
|———-|———–|———–|
| Eril (der) | der | den |
| Dişil (die) | die | die |
| Nötr (das) | das | das |
| Çoğul (die) | die | die |
Belirsiz artikeller:
– ein → einen
– eine → eine
– ein → ein
4. Akkusativ şahıs zamirleri nasıl değişir?
Akkusativ’de şahıs zamirleri de değişir:
| Nominativ | Akkusativ |
|———–|———–|
| ich | mich |
| du | dich |
| er | ihn |
| sie | sie |
| es | es |
| wir | uns |
| ihr | euch |
| sie/Sie | sie/Sie |
Örnek: Er sieht mich. (O beni görüyor.)
İlginizi çekebilecek diğer konular:
- Almanca Fiil Çekimleri
- Akkusativ ve Dativ Alan Fiiller (Verben mit Akkusativ und Dativ)
- Almanca İsmin Halleri (Akkusativ, Dativ, Nominativ Genitiv)
- Nominativ
- Akkusativ
- Dativ
- Genitiv
- Almanca Cümle Kurma (TeKaMoLo)
Daha fazla Almanca kelime ve bağlam için Almanca-Türkçe Sözlük sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Almanca öğrenmek ABC kadar kolay! 🇩🇪 ❤️ 🇹🇷
AlmancaABC‘de videolar, A1, A2, B1 konu anlatımları, Almanca kelimeleri ve Almanca öğrenmek için ihtiyacın olan her şey seni bekliyor!
Hemen takip et, değişimi fark et!