A1-C1 Ayrılabilen Fiiller Listesi (480 Trennbare Verben)

Almanca Ayrılabilen Fiiller (Trennbare Verben) Nedir?

Ayrılabilen fiiller (Trennbare Verben), bir fiil kökü ve onun anlamını tamamen değiştiren bir ön ekten (Präfix) oluşan, Almancanın en karakteristik yapı taşlarıdır. Cümle içinde kullanıldığında bu ön ek, fiilden koparak cümlenin en sonuna gider.

🧩 Lego Analojisi: Bu konuyu Lego parçaları gibi düşünün.
Elimizde machen” (yapmak) diye bir ana parça var. Buna “au-” (açmak) parçasını takarsak “aufmachen” (kapıyı açmak) olur. Cümle kurarken bu iki parçayı ayırıp, küçük parçayı (auf) cümlenin en sonuna atarız.

Aşağıdaki 480 fiillik dev liste, ab-, an-, auf-, aus- gibi en sık kullanılan eklerle oluşturulmuştur. Bu listeyi ezberlemek yerine, sık kullanılanları not almanız yeterlidir.

Hızlı Kontrol: Hangi Fiiller Ayrılır?

Binlerce fiili ezberlemeyin. Sadece şu basit kuralı bilin:

  • ✅ Ayrılabilir (Trennbare): Vurgu ön ektedir. ab-, an-, auf-, aus-, bei-, ein-, los-, mit-, nach-, her-, hin-, vor-, weg-, zu-, zurück- gibi ekler her zaman ayrılır.
  • ❌ Ayrılamaz (Untrennbare): Vurgu fiil kökündedir. be-, ge-, er-, ver-, zer-, ent-, emp-, miss- ekleri asla ayrılmaz.
  • ⚠️ Duruma Göre (Gemischte): durch-, über-, um-, unter-, wider- ekleri duruma göre değişir.

“ab-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
abbauen sökmek (parçalarına ayırmak); azaltmak (stres/borç); (maden) çıkarmak
abbiegen dönmek (sola/sağa); bükmek
abbrechen kırmak (dal vb.); iptal etmek, yarıda kesmek
abbrennen yanıp kül olmak; (ateş) yakmak (havai fişek vb.)
abbringen vazgeçirmek (birinden/bir şeyden)
abdecken sofrayı toplamak; üstünü açmak; borcu kapatmak
abdrehen kapatmak (musluk/gaz); yönünü değiştirmek
abdrücken tetiği çekmek (ateş etmek); sarılmak
abfahren hareket etmek (araç); yola çıkmak
abfallen düşmek (yaprak vb.); payına düşmek; atık olmak
abfangen yakalamak (havada/yolda); önlemek
abfärben rengi çıkmak/solmak; (huy) bulaşmak
abfinden tazminat vermek; (sich) kabullenmek, razı olmak
abfliegen kalkmak (uçak); uçarak gitmek
abfragen sorgulamak; ders dinlemek/sınamak
abführen götürmek (polis); ödemek (vergi); ishal etmek
abgeben vermek, teslim etmek; yaymak (ısı/ışık); pas vermek
abgewöhnen birine bir huyu bıraktırmak
abgrenzen sınırlandırmak; (sich) arasına mesafe koymak
abhalten düzenlemek (toplantı); engel olmak; uzak tutmak
abhängen bağlı olmak (bir şeye/birine); indirmek (resim vb.)
abheben para çekmek; (uçak) havalanmak; (telefon) açmak
abholen gidip almak, karşılamak
abkühlen soğutmak; (sich) serinlemek; (duygular) soğumak
abladen boşaltmak (yükü); (sinirini) birinden çıkarmak
ablaufen süresi dolmak; (su) akıp gitmek; cereyan etmek (olay)
ablegen koymak, bırakmak; (sınav) vermek; (gemi) kalkmak
ablehnen reddetmek, geri çevirmek
ablenken dikkatini dağıtmak, caydırmak; saptırmak
ablesen okumak (metinden/sayaçtan); tahmin etmek (gözlerden)
abmachen anlaşmak, kararlaştırmak; çıkarmak (leke/poster)
abmelden kaydı silmek; çıkış yapmak
abmessen ölçmek (boyutunu)
abnehmen kilo vermek; azalmak; teslim almak; (telefon) açmak
abnutzen aşındırmak, eskitmek; (sich) yıpranmak
abonnieren abone olmak
abraten tavsiye etmemek, vazgeçirmeye çalışmak
abrechnen hesaplaşmak; hesaptan düşmek
abreißen koparmak, yırtmak; (bina) yıkmak; irtibatı kesmek
abrunden yuvarlamak (sayı); tamamlamak
absagen iptal etmek; reddetmek
abschaffen kaldırmak, yürürlükten kaldırmak (yasa vb.)
abschalten kapatmak (elektrik/cihaz); (kafa) dinlemek
abschicken göndermek, postalamak
abschießen vurmak (silahla); fırlatmak (roket)
abschlagen reddetmek (istek); (dal) kesmek; (kafa) kesmek
abschließen kilitlemek; bitirmek (okul/iş); sözleşme imzalamak
abschneiden kesmek; (sınavda) … sonuç almak (iyi/kötü)
abschreiben kopya çekmek; (vergi) düşmek; (umudu) kesmek
abschwächen zayıflatmak, hafifletmek
absenden göndermek, yollamak
absetzen indirmek (yolcu); görevden almak; (ilaç) bırakmak
absprechen kararlaştırmak; (hakkı) tanımamak/inkar etmek
abspringen atlamak (aşağı); (boya) dökülmek; vazgeçmek
abstammen soyundan gelmek, kökeni olmak
absteigen inmek (at/bisiklet); (otel) kalmak; küme düşmek
abstellen yere koymak/bırakmak; park etmek; kapatmak (su)
abstimmen oy kullanmak; uyumlu hale getirmek (renk vb.)
abtrocknen kurulamak (bulaşık/vücut)
abwarten bekleyip görmek (sabırla)
abwaschen bulaşık yıkamak; yıkayıp temizlemek
abwechseln değişmek (sırayla); (sich) nöbetleşe yapmak
abwehren geri püskürtmek, savuşturmak
abweichen sapmak (konudan/yoldan); farklı olmak
abweisen reddetmek, geri çevirmek (kapıdan)
abwenden önlemek (tehlikeyi); (yüz) çevirmek
abwerfen atmak (uçaktan vb.); kar getirmek
abwiegen tartmak (ağırlık)
abwischen silmek (toz/leke)
abziehen çıkarmak (sayı); soymak (deri); gitmek/çekilmek

“an-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
anbieten teklif etmek, sunmak; ikram etmek
anbinden bağlamak (bir yere)
anbrechen başlamak (yeni gün/dönem); (şişe) açmak
anbrennen yanmak (yemek dibi tutmak); tutuşturmak
anbringen takmak, monte etmek; yerleştirmek
andauern sürmek, devam etmek
andenken düşünmek (planlamak)
aneinanderfügen birbirine eklemek
anerkennen tanımak (resmen), kabul etmek; takdir etmek
anfahren çarpmak (araçla); azarlamak; hareket etmek
anfallen saldırmak (hayvan); (masraf/iş) çıkmak
anfangen başlamak
anfassen dokunmak, ellemek
anfeuchten nemlendirmek, ıslatmak
anfordern talep etmek (resmi)
anfragen sormak, bilgi istemek (yazılı/resmi)
anfreunden arkadaş olmak; (fikre) ısınmak
angeben belirtmek, bildirmek; hava atmak
angehen ilgilendirmek; (ışık) yanmak; (işe) koyulmak
angehören mensubu olmak (bir grubun/partinin)
angewöhnen alıştırmak (kendine bir huyu)
angreifen saldırmak; (mikrop) etkilemek; eleştirmek
angucken bakmak (göz atmak)
anhaben üzerinde olmak (giysi); (zarar) verebilmek
anhalten durmak; durdurmak (araç); devam etmek
anhören dinlemek; (sich) kulağa … gelmek
anklagen suçlamak, dava açmak
ankleben yapıştırmak
ankleiden giydirmek
anklicken tıklamak (fareyle)
anklopfen kapıyı çalmak
ankommen varmak; (auf) -e bağlı olmak; (bei) beğenilmek
ankündigen duyurmak, ilan etmek
anlächeln gülümsemek (birine)
anlagen yatırım yapmak (para); oluşturmak (dosya)
anlassen açık bırakmak (motor/ışık); üzerinde bırakmak
anlaufen limana girmek; (cam) buğulanmak; başlamak
anlegen yatırmak (para); (gemi) yanaşmak; (giysi) giymek
anlehnen dayamak; (kapı) aralık bırakmak
anleiten yönlendirmek, kılavuzluk etmek
anlügen yalan söylemek (birine)
anmachen açmak (ışık/cihaz); takmak (monte); (salata) soslamak
anmalen boyamak (resim/duvar)
anmelden kayıt olmak/yaptırmak; bildirmek
anmerken fark etmek (bir şeyi birinden); not etmek; belirtmek
annehmen kabul etmek; tahmin etmek (varsaymak); kilo almak
anordnen emretmek; düzenlemek (sıralamak)
anpassen uydurmak, uyumlu hale getirmek; prova etmek
anprobieren denemek (kıyafet)
anrechnen hesaba katmak; (bir şeyi birine) saymak
anregen teşvik etmek; iştah açmak; (fikir) vermek
anrufen telefon etmek; seslenmek
ansagen anons etmek
anschaffen satın almak (büyük eşya); edinmek
anschalten açmak (düğmeye basarak)
anschauen bakmak, seyretmek
anschließen bağlamak (kablo/kilit); (sich) katılmak
anschneiden kesmeye başlamak; (konu) açmak
anschreien bağırmak (birine)
ansehen bakmak; incelemek; (film) izlemek; (saygı) görmek
ansetzen dayamak (ağzına/bire yere); (zaman) belirlemek
ansprechen hitap etmek; (konu) açmak; hoşuna gitmek
anspornen teşvik etmek, gaza getirmek
anstecken bulaştırmak (hastalık); takmak (yüzük/broş)
anstehen sırada beklemek; yapılması gerekmek
ansteigen yükselmek (fiyat/su); tırmanmak
anstellen işe almak; (makine) çalıştırmak; sıraya girmek
anstrengen yormak; (sich) çaba harcamak
antreten başlamak (göreve/yolculuğa); (motor) çalıştırmak
antun yapmak (kötülük vs.); (kendine) bir şey yapmak
anvertrauen emanet etmek; sır vermek
anwachsen artmak, çoğalmak; kök salmak
anwenden uygulamak, kullanmak
anwerben işe almak (ikna ederek); üye toplamak
anzahlen kapora vermek
anzeigen ihbar etmek; göstermek (ibre); ilan vermek
anziehen giymek; çekmek (ilgi/ip); (fiyat) artmak
anzweifeln şüphe etmek

“auf-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
aufatmen derin bir nefes almak (rahatlamak)
aufbauen inşa etmek, kurmak; (moral) düzeltmek
aufbewahren saklamak, muhafaza etmek
aufbleiben açık kalmak (dükkan); uyanık kalmak (yatmamak)
aufblicken başını kaldırıp bakmak
aufbrechen yola çıkmak; (kapı) kırıp açmak; (yara) açılmak
aufbringen temin etmek (para); öfkelendirmek, sinirlendirmek
aufdrehen açmak (musluk/ses); neşesi yerine gelmek
aufdrücken zorla kabul ettirmek; (damga) basmak; kapıyı itmek
aufessen yiyip bitirmek
auffallen dikkat çekmek, göze batmak
auffassen anlamak, yorumlamak
auffordern davet etmek (dans vb.); talep etmek
aufführen sahnelemek (oyun); davranmak (sich)
aufgeben pes etmek; vazgeçmek; ödev/sipariş vermek
aufgehen yükselmek (güneş); açılmak (kapı/düğüm)
aufhalten durdurmak, oyalamak; (sich) bulunmak; (kapı) tutmak
aufhängen asmak (çamaşır/telefon)
aufheben yerden kaldırmak; saklamak; (yasayı) iptal etmek
aufheitern neşelendirmek; (hava) açmak
aufhören bitmek, sona ermek; bırakmak (sigarayı vb.)
aufklären aydınlatmak (konuyu); hava açmak
aufkleben üzerine yapıştırmak
aufkommen meydana gelmek; masrafları karşılamak
aufladen şarj etmek; yüklemek
auflassen açık bırakmak (kapı/pencere)
auflegen kapatmak (telefon); (yemek) koymak; (müzik) çalmak
auflösen çözmek (bulmaca); eritmek (suda); feshetmek
aufmachen açmak (kapı/şişe/dükkan)
aufmuntern cesaretlendirmek, moral vermek
aufnehmen kaydetmek (video/ses); kabul etmek (üyeliğe); almak
aufpassen dikkat etmek; göz kulak olmak (çocuğa)
aufpumpen şişirmek
aufräumen toplamak, düzenlemek (oda)
aufregen heyecanlandırmak; sinirlendirmek
aufrufen çağırmak (isimle); davet etmek
aufrunden yukarı yuvarlamak (sayı)
aufschlagen açmak (kitap/göz/yumurta); zam yapmak
aufschließen kilidi açmak
aufschneiden kesip açmak; dilimlemek; hava atmak
aufschreiben not etmek, yazmak
aufsehen yukarı bakmak; takdir etmek (birine)
aufsetzen takmak (şapka/gözlük); (su) koymak; yazmak
aufsperren sonuna kadar açmak (ağzını/gözünü)
aufstehen kalkmak (ayağa/yataktan); uyanmak
aufsteigen yükselmek; (ata) binmek; (lgi) terfi etmek
aufstellen kurmak, dikmek; aday göstermek; rekor kırmak
aufsuchen ziyaret etmek (doktoru/birini)
auftauchen ortaya çıkmak (aniden); su yüzüne çıkmak
aufteilen paylaştırmak, bölüştürmek
auftreten sahneye çıkmak; ortaya çıkmak (sorun)
aufwachen uyanmak
aufwachsen büyümek, yetişmek
aufwärmen ısıtmak (yemek/eski konu)
aufwecken uyandırmak
aufweisen göstermek, sunmak (kanıt/özellik)
aufwenden harcamak (emek/para)
aufwiegen dengelemek, telafi etmek
aufzählen saymak (tek tek)
aufzeichnen kaydetmek (video/not); çizmek
aufzeigen göstermek, işaret etmek; parmak kaldırmak
aufziehen yetiştirmek (çocuk); kurmak (saat); dalga geçmek
aufzwinger zorla kabul ettirmek

“aus-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
ausarbeiten hazırlamak, detaylandırmak (plan)
ausatmen nefes vermek
ausbilden eğitmek, meslek öğretmek
ausbleiben gelmemek; gerçekleşmemek; (adet) gecikmek
ausblenden gizlemek, karartmak (ekranda)
ausbreiten yaymak, sermek; (sich) yayılmak
ausbrechen patlak vermek (savaş/yangın); hapisten kaçmak
ausbrennen tamamen yanmak; içi yanıp kül olmak
ausdehnen genişletmek, uzatmak
ausdenken tasarlamak, hayal etmek; uydurmak
ausdrücken ifade etmek; sıkmak (limon/sivilce); söndürmek
ausdrucken yazıcıdan çıktı almak
auseinandersetzen irdelemek, tartışmak (sich mit)
ausfallen iptal olmak; dökülmek (saç/diş); bozulmak
ausführen uygulamak, icra etmek; gezdirmek (köpeği)
ausfüllen doldurmak (form/boşluk)
ausfragen sorguya çekmek, ağzını aramak
ausgeben harcamak (para); dağıtmak; (sich) … gibi tanıtmak
ausgehen dışarı çıkmak; (ışık) sönmek; bitmek
ausgleichen eşitlemek, dengelemek; (borç) kapatmak
aushalten dayanmak, katlanmak
aushandeln pazarlık etmek
aushelfen yardımcı olmak (zor durumda)
auskennen (sich) bilmek, bir konuda bilgili olmak
auskommen geçinmek (parayla/biriyle); yetmek
auslachen gülmek, alay etmek
ausladen boşaltmak (yük); davetten vazgeçmek
auslassen atlamak (bir konuyu); (sinirini) çıkarmak
auslaufen akmak (sıvı); süresi dolmak; limandan çıkmak
ausleihen ödünç almak/vermek
auslesen seçmek; okuyup bitirmek
ausliefern teslim etmek (suçluyu/malı)
auslösen tetiklemek, neden olmak; (alarm) çalıştırmak
ausmachen kapatmak (ışık/cihaz); anlaşmak; fark etmek
ausmalen boyamak (içini); (sich) hayal etmek
ausnutzen sömürmek, faydalanmak
auspacken açmak (paket/bavul); itiraf etmek
ausprobieren denemek (test etmek)
ausräumen boşaltmak (oda/dolap); ortadan kaldırmak (şüphe)
ausrechnen hesaplamak
ausreichen yetmek, kafi gelmek
ausrichten iletmek (mesaj); düzenlemek; hizalamak
ausruhen (sich) dinlenmek
ausrüsten donatmak, teçhiz etmek
ausrutschen kaymak (ayağı kaymak)
aussagen ifade vermek
ausschalten kapatmak (cihaz); elemek
ausschlafen uykusunu almak
ausschließen dışlamak; hariç tutmak; kilitleyip dışarıda bırakmak
aussehen görünmek
aussprechen telaffuz etmek; sözünü bitirmek
aussteigen inmek (araçtan); çekilmek (işten)
ausstellen sergilemek; düzenlemek (belge/fatura)
ausstrahlen yayınlamak (TV); (ışık) saçmak
aussuchen seçmek
austauschen değiş tokuş etmek; (fikir) alışverişi yapmak
austeilen dağıtmak (kart/ceza)
austrinken içip bitirmek
ausüben icra etmek (meslek); uygulamak (baskı)
ausverkaufen tüketmek (malları)
auswählen seçmek
auswandern göç etmek (yurt dışına)
ausweisen sınır dışı etmek; kimlik göstermek
auswirken (sich) etkilemek, sonuç doğurmak
auszahlen ödeme yapmak; (sich) değmek, karşılığını vermek
ausziehen çıkarmak (kıyafet); taşınmak (evden); masa açmak

“bei-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
beibehalten korumak, sürdürmek (değiştirmemek)
beibringen öğretmek; sağlamak (kanıt)
beifügen eklemek, ilave etmek
beilegen eklemek; (tartışmayı) bitirmek/yatıştırmak
beimischen karıştırmak, içine katmak
beischlafen biriyle yatmak (eski dil/resmi)
beisetzen defnetmek, gömmek
beistehen destek olmak, yanında olmak (zor zamanlarda)
beitragen katkıda bulunmak
beitreten katılmak, üye olmak (kulüp vb.)
beiwohnen hazır bulunmak, katılmak (resmi)

“da-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
dableiben kalmak (gitmemek)
dalassen burada/orada bırakmak
daliegen orada yatmak/durmak
dastehen orada durmak (ayakta)

“ein-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
einarbeiten (birini) işe alıştırmak; (bir konuya) hakim olmak
einatmen nefes almak
einberufen askere çağırmak; toplantıya çağırmak
einbilden (sich – dativ) kuruntu yapmak, hayal etmek; böbürlenmek
einbrechen zorla girmek (hırsızlık); (buz) kırılmak; çöküvermek (gece)
einbrennen hafızaya kazınmak; yanıp iz bırakmak
einbuchten hapse atmak
einbürgern vatandaşlığa almak
einchecken kayıt yaptırmak (otel/uçak)
eincremen krem sürmek
eindringen baskın yapmak, nüfuz etmek
einfallen aklına gelmek; istila etmek; çökmek (bina)
einfangen yakalamak (hayvan/suçlu)
einfrieren dondurmak (yiyecek/hesap)
einfügen yapıştırmak (metin); eklemek; uyum sağlamak
einführen ithal etmek; tanıtmak; yürürlüğe koymak
eingeben girmek (veri/şifre); vermek (ilaç)
eingehen girmek (tarihe/konuya); ölmek (bitki); (giysi) çekmek
eingestehen itiraf etmek
eingreifen müdahale etmek, karışmak
einhalten uymak (kurala/söze); durdurmak
einholen yetişmek (yakalamak); telafi etmek; (bilgi) toplamak
einkaufen alışveriş yapmak
einladen davet etmek; (yük) yüklemek
einlagen depolamak
einlassen içeri almak; (biriyle) ilişkiye girmek; (küvet) doldurmak
einlaufen limana girmek; (giysi) çekmek; alışmak (ayakkabı)
einleben çevreye alışmak, uyum sağlamak
einleiten başlatmak, giriş yapmak
einloggen oturum açmak
einlösen bozdurmak (çek); yerine getirmek (vaat)
einmachen konserve yapmak
einmischen karışmak, burnunu sokmak
einnehmen almak (ilaç/para); işgal etmek; etkilemek
einordnen sıraya koymak, tasnif etmek; park etmek
einpacken paketlemek; bavul hazırlamak; pes etmek (argo)
einparken park etmek
einplanen hesaba katmak, planlamak
einprägen (sich) ezberlemek, hafızaya kazımak
einreden ikna etmeye çalışmak; inandırmak
einreiben ovmak, sürmek (krem)
einrichten döşemek (ev); kurmak (hesap); ayarlamak
einsammeln toplamak (para/ödev)
einschalten açmak (düğmeye basarak); devreye sokmak
einschenken bardak doldurmak (içki/çay)
einschicken göndermek (başvuru vb.)
einschlafen uyumak (uykuya dalmak); uyuşmak (ayak)
einschlagen camı kırmak; (yola) sapmak; (bomba) düşmek
einschließen kilitlemek (içeri); dahil etmek
einschmieren yağlamak, kremlemek
einschreiben kayıt yaptırmak (okula); taahhütlü göndermek
einschüchtern gözünü korkutmak, sindirmek
einsehen anlamak, kavramak; incelemek; (hata) kabul etmek
einsetzen yerleştirmek; kullanmak; atamak; (çaba) göstermek
einsperren hapsetmek
einspringen birinin yerine geçmek (nöbet vb.)
einsteigen binmek (araç); girmek (hırsız); katılmak (ortaklık)
einstellen ayarlamak; işe almak; durdurmak
einstürzen çökmek, yıkılmak
eintauchen suya daldırmak; dalmak
eintauschen değiş tokuş etmek
einteilen bölüştürmek; gruplandırmak
eintragen kaydetmek; listeye girmek
eintreten girmek; katılmak (üye); gerçekleşmek (olay)
einwandern göç etmek (ülkeye gelmek)
einweihen açılış yapmak; (sır) vermek
einwenden itiraz etmek
einwerfen postalamak (kutuya atmak); (cam) kırmak; lafa girmek
einwickeln sarmak, paketlemek
einwilligen razı olmak, onaylamak
einzahlen para yatırmak (hesaba)
einziehen taşınmak (eve); askere almak; tahsil etmek

“entgegen-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
entgegengehen karşılamaya gitmek; (sona) yaklaşmak
entgegenkommen karşılaşmak; (istek) karşılamak, uzlaşmak
entgegennehmen teslim almak; kabul etmek
entgegensehen beklemek (ümit/korku ile)
entgegensetzen karşı koymak, itiraz etmek

“fern-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
fernsehen televizyon izlemek
fernsteuern uzaktan kumanda etmek

“fest-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
festbinden sıkıca bağlamak
festdrücken sıkıca basmak
festhalten sıkı tutmak; yakalamak; kaydetmek (yazılı)
festkleben yapıştırmak, sabitlemek
festknoten düğümlemek (sıkıca)
festlegen belirlemek, kararlaştırmak
festliegen (tarih/plan) kesinleşmiş olmak
festnehmen tutuklamak
festsetzen belirlemek (fiyat/tarih); tutuklamak
feststehen kesin olmak, belli olmak
feststellen tespit etmek, saptamak; fark etmek

“fort-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
fortbilden eğitime devam etmek, kendini geliştirmek
fortbleiben uzak kalmak, gelmemek
fortdauern sürmek, devam etmek
fortfahren devam etmek (kaldığı yerden); yola gitmek
fortführen sürdürmek, devam ettirmek
fortgehen gitmek, ayrılmak
fortkommen ilerlemek; bir yerden ayrılmak
fortlaufen koşarak uzaklaşmak; kaçmak
fortnehmen alıp götürmek, elinden almak
fortrennen koşarak kaçmak
fortschicken göndermek, uzaklaştırmak
fortschreiten ilerlemek (gelişmek)
fortsetzen devam etmek (ara verdikten sonra)
fortziehen taşınmak, göçmek

“frei-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
freigeben serbest bırakmak; kullanıma açmak; onaylamak
freihaben izinli olmak, boş olmak
freihalten (yer) tutmak, boş bırakmak
freilassen serbest bırakmak, salıvermek
freimachen boşaltmak (yer açmak); (üstünü) çıkarmak (muayene)
freinehmen izin almak (işten)
freisprechen beraat ettirmek, suçsuz bulmak

Pro İpucu: Frei kelimesi bazen ayrı, bazen bitişik yazılabilir. “Freigeben” (onaylamak) ile “frei geben” (izin vermek) gibi nüanslar olabilir, ancak modern yazımda çoğu zaman bitişik kullanılır.

“gegen-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
gegenhalten karşı tutmak; itiraz etmek
gegenlesen kontrol etmek (okuyarak)
gegenrechnen mahsup etmek, hesaptan düşmek
gegenzeichnen karşı imza atmak (onaylamak)

“gegenüber-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
gegenüberliegen karşısında bulunmak
gegenübersetzen karşısına oturtmak
gegenübersitzen karşısında oturmak
gegenüberstehen karşısında olmak; (sorunla) yüzleşmek
gegenüberstellen karşılaştırmak (yüzleştirmek)
gegenübertreten karşısına çıkmak; tavır almak

“heim-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
heimbringen eve getirmek
heimfahren eve gitmek (araçla)
heimfinden evin yolunu bulmak
heimgehen eve gitmek (yürüyerek ve genel)
heimkehren yuvaya dönmek (duygusal/uzun zaman sonra)
heimkommen eve gelmek
heimreisen memlekete/eve yolculuk etmek
heimschicken eve göndermek
heimsuchen musallat olmak (felaket vb.)

“her-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
herbitten buraya davet etmek/çağırmak
herbringen getirmek (bana doğru)
hereilen aceleyle buraya gelmek
herfahren buraya gelmek (araçla)
herfinden burayı bulmak
hergeben vermek (elden çıkarmak)
herholen gidip getirmek
herkommen gelmek (buraya)
herkriegen halletmek; (bir şeyi) bulup getirmek
hernehmen almak (kaynak olarak kullanmak); bulmak
herrufen çağırmak (yanına)
herschauen bakmak (bana/buraya)
herstellen üretmek, imal etmek; kurmak (bağlantı)

“hin-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
hinblicken bakmak (oraya)
hinbringen götürmek (oraya)
hinfahren gitmek (araçla oraya)
hinfallen düşmek (yere)
hinfliegen uçmak (oraya)
hingehen gitmek (oraya)
hingucken bakmak
hinhauen uzanmak (yatmak); uymak (işe yaramak)
hinhören kulak vermek
hinknien diz çökmek
hinkommen varmak, gitmek
hinkriegen becermek, halletmek, tamir etmek
hinlaufen koşmak (oraya)
hinnehmen kabullenmek (zoraki)
hinrennen koşarak gitmek
hinschicken göndermek (oraya)
hinschmeißen yere atmak; vazgeçmek/bırakmak (işi)
hinsehen bakmak
hinsetzen (sich) oturmak
hinstellen koymak, yerleştirmek
hintragen taşımak (oraya)
hinweisen işaret etmek, belirtmek
hinwerfen atmak (yere); pes etmek
hinziehen taşınmak (oraya); sürüklemek

“hinterher-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
hinterherfahren arkasından gitmek (araçla)
hinterhergehen arkasından gitmek (yürüyerek)
hinterhergucken arkasından bakmak (bakakalmak)
hinterherlaufen arkasından koşmak; peşinden gitmek
hinterherschauen arkasından bakmak

“hoch-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
hochblicken yukarı bakmak
hochfahren yukarı çıkmak (asansör/araç); bilgisayarı açmak (boot)
hochfliegen havalanmak, yükseğe uçmak
hochgehen yukarı gitmek; patlamak (bomba)
hochhalten yukarı kaldırmak/tutmak; değer vermek
hochheben yukarı kaldırmak
hochklettern tırmanmak
hochkommen yukarı gelmek; iyileşmek/gelişmek
hochnehmen kucaklamak (kaldırmak)
hochschauen yukarı bakmak
hochsehen yukarı bakmak
hochspringen zıplamak
hochsteigen tırmanmak, yükselmek
hochstellen yukarı koymak; (dereceyi) yükseltmek
hochwerfen havaya atmak
hochziehen yukarı çekmek; inşa etmek (bina)

“inne-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
innehaben (makam/mevki) sahibi olmak, elinde tutmak
innehalten duraksamak, ara vermek
innewohnen içinde bulunmak, özünde olmak

“los-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
losbinden çözmek (bağını)
losfahren yola koyulmak, hareket etmek
losfliegen uçmaya başlamak, havalanmak
losgehen başlamak; yola çıkmak
loskommen kurtulmak (bağımlılıktan/birinden)
loslassen bırakmak (elini/ipini); salıvermek
loslaufen koşmaya başlamak
losmachen çözmek, açmak (bağ); (sich) kurtulmak
losrennen koşmaya başlamak (hızla)
losschicken yollamak, göndermek
loswerden kurtulmak (başından savmak)

“mit-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
mitarbeiter birlikte çalışmak, katkıda bulunmak
mitbekommen farkına varmak, duymak; payını almak
mitbenutzen ortak kullanmak
mitbestimmen söz sahibi olmak, karara katılmak
mitbringen getirmek (yanında)
mitentscheiden birlikte karar vermek
mitfahren birlikte gitmek (araçla)
mitfühlen halden anlamak, duygudaş olmak
mitgeben yanına vermek (giderken)
mitgehen birlikte gitmek (eşlik etmek)
mithaben yanında bulundurmak (üzerinde olmak)
mithelfen yardım etmek (işin ucundan tutmak)
mitkommen birlikte gelmek; (dersi) takip edebilmek
mitleiden birinin acısını paylaşmak
mitmachen katılmak (etkinliğe); (sorun) çıkarmak
mitnehmen yanına almak, götürmek; (fırsattan) yararlanmak
mitreden sohbete katılmak; söz hakkı olmak
mitsingen eşlik etmek (şarkıya)
mitspielen birlikte oynamak; (hileye) alet olmak
mitteilen bildirmek, haber vermek
mitwirken rol oynamak, katkı sağlamak

“nach-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
nachahmen taklit etmek
nachbessern düzeltmek, iyileştirmek (sonradan)
nachbestellen ek sipariş vermek
nachdenken düşünüp taşınmak (üzerinde düşünmek)
nachdrucken tıpkıbasım yapmak; vurgulamak
nacheifern özenmek, örnek almak (yarışmak)
nacherzählen (duyduğunu/okuduğunu) anlatmak
nachfahren peşinden gitmek (araçla)
nachfolgen takip etmek, halefi olmak
nachforschen araştırmak, soruşturmak
nachfragen sorup soruşturmak; talep etmek
nachgeben boyun eğmek, pes etmek; esnemek
nachgehen peşinden gitmek; (saat) geri kalmak; (iyle) meşgul olmak
nachgucken bakmak, kontrol etmek (sözlüğe vb.)
nachholen telafi etmek (kaçırılanı); sonradan getirmek
nachkommen sonradan gelmek; yerine getirmek (arzuyu)
nachlassen azalmak, gevşemek (yağmur/ağrı)
nachlaufen peşinden koşmak
nachlesen okuyup araştırmak; tekrar okumak
nachmachen taklit etmek; (ödevi) sonradan yapmak
nachprüfen denetlemek, kontrol etmek
nachschauen bakmak (kontrol etmek)
nachschlagen sözlüğe/kitaba bakmak (başvuru)
nachsehen göz yummak (hoş görmek); kontrol etmek
nachsprechen tekrar etmek (söyleneni)
nachstellen (saat) geri almak; taklit etmek (sahne); tuzak kurmak
nachweisen kanıtlamak, ispat etmek
nachzählen tekrar saymak

“neben-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
nebenordnen birlikte sıralamak, eş koşmak

“nieder-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
niederbrennen yanıp kül olmak (tamamen)
niederlegen yere koymak, indirmek; (görevi) bırakmak
niederschlagen yere sermek (yumrukla); bastırmak (isyanı)
niederschreiben yazıya dökmek, kaydetmek

“rück-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
rückerstatten geri ödemek (masrafı)

“statt-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
stattfinden gerçekleşmek, olmak (etkinlik vb.)
stattgeben kabul etmek (dilekçe/talep)

“teil-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
teilhaben payı olmak, iştirak etmek
teilnehmen katılmak

“vor-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
vorbereiten hazırlık yapmak, hazırlamak
vorbeugen önlemek; öne eğilmek
vorbringen öne sürmek (fikir); suçlamak
vorführen göstermek, sergilemek (model/film)
vorgeben iddia etmek; belirlemek; avans vermek
vorgehen illerlemek; (saat) ileri gitmek; öncelikli olmak
vorhaben niyetinde olmak, planlamak
vorherrschen hakim olmak, hüküm sürmek
vorkommen meydana gelmek; var olmak; gibi gelmek
vorladen mahkemeye çağırmak
vorlegen sunmak (belge); ibraz etmek
vorlesen yüksek sesle okumak (birine)
vormachen örnek olarak göstermek (yaparak); (birini) kandırmak
vornehmen (sich) niyetlenmek; icra etmek (ameliyat vb.)
vorragen çıkıntı yapmak, öne çıkmak
vorranggehen önden gitmek, öncelikli olmak
vorschlagen önermek, teklif etmek
vorschreiben emretmek (kural koymak); reçete yazmak
vorsehen öngörmek; planlamak; (sich) dikkat etmek
vorstehen yönetmek; çıkıntı oluşturmak
vorstellen tanıtmak; (sich) hayal etmek; (saat) ileri almak
vortragen sunmak (şiir/rapor); ileri sürmek
vorwerfen suçlamak, sitem etmek; (öne) atmak
vorziehen tercih etmek (üstün tutmak); öne çekmek

“weg-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
wegbleiben uzakta kalmak, gelmemek
wegfahren gitmek (araçla); yola çıkmak
wegfallen iptal olmak, ortadan kalkmak
weggehen gitmek, ayrılmak; leke çıkmak
weghören duymazdan gelmek
weglaufen koşarak kaçmak
weglegen bir kenara koymak
wegmachen kaldırmak, temizlemek (lekeyi)
wegnehmen elinden almak, kaldırmak
wegräumen toplamak, kaldırmak
wegrennen koşup kaçmak
wegschauen başka tarafa bakmak, görmezden gelmek
wegschmeißen atmak (çöpe)
wegsehen görmezden gelmek
wegtun kaldırmak, atmak
wegwerfen atmak (çöpe)
wegwischen silmek (gözyaşı/leke)
wegziehen taşınmak (başka yere); çekmek

“weiter-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
weiterbilden eğitime devam etmek, (sich) kendini geliştirmek
weiterfahren yoluna devam etmek (araçla)
weitergehen yürümeye devam etmek; (hayat) devam etmek
weiterkommen ilerlemek (kariyerde/yolda)
weiterleben yaşamaya devam etmek
weiterleiten aktarmak (mail/bilgi), yönlendirmek
weitermachen devam etmek (işe)
weiterreichen uzatmak, elden ele vermek
weitersagen başkasına anlatmak (sırrı yaymak)

“wett-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
wettmachen telafi etmek (hatayı)

“zu-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
zubereiten hazırlamak (yemek)
zubinden bağlamak (ayakkabı/düğüm)
zudecken üstünü örtmek
zudrücken kapatmak (göz yummak – gözünü)
zuerkennen hükmetmek, vermek (hak/ödül)
zufassen yakalamak, kavramak; yardım etmek
zufrieren donmak (göl vb.)
zufügen eklemek; (zarar/acı) vermek
zuführen tedarik etmek; yönlendirmek
zugeben itiraf etmek; ilave etmek (yemeğe)
zugehen kapanmak (kapı); (birine) yaklaşmak
zugehören ait olmak (bir gruba)
zugucken izlemek, seyretmek
zuhaben kapalı olmak (dükkan/kapı)
zuhalten kapalı tutmak (ağzını/kapıyı)
zuhören dinlemek (dikkatle)
zujauchzen alkışlamak, tezahürat yapmak
zukleben yapıştırmak (zarfı)
zuknallen hızla çarpmak (kapıyı)
zuknöpfen düğmelemek
zukommen yaklaşmak; (hak) düşmek; ulaşmak
zulassen izin vermek; kapalı bırakmak; (motor) tescil ettirmek
zulächeln gülümsemek (birine)
zulegen kilo almak; (sich) edinmek; eklemek
zumachen kapatmak, kilitlemek; (argo) acele etmek
zunehmen kilo almak; artmak (hız/fiyat)
zuordnen eşleştirmek
zupacken sıkıca tutmak; işe girişmek
zureden ikna etmeye çalışmak, nasihat etmek
zurufen seslenmek (birine)
zusagen kabul etmek (daveti); söz vermek; hitap etmek
zuschauen seyretmek
zuschicken göndermek
zuschlagen vurmak; kapıyı çarpmak; (fiyat) birmek
zuschließen kilitlemek
zuschnappen kapanıvermek (tuzak/kilit)
zuschneiden kesmek (biçmek); (birine) uyarlamak
zuschreiben atfetmek; (hesaba) yazmak
zusehen izlemek, bakmak; tanık olmak
zusetzen eklemek; (birini) zorlamak
zusperren kilitlemek (kapıyı/yolu)
zustimmen onaylamak, aynı fikirde olmak
zutrauen (birinden bir şeyi) beklemek/ummak; yapabileceğine inanmak
zutreffen doğru olmak, uymak
zuwenden (sich) yönelmek, ilgilenmek
zuwinkern göz kırpmak

“zurecht-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
zurechtfinden (sich) yolunu bulmak, oryante olmak
zurechtkommen başarmak, üstesinden gelmek (biriyle/bir şeyle)
zurechtweisen haddini bildirmek, azarlamak

“zurück-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
zurückbehalten alıkoymak, geri vermemek
zurückbekommen geri almak
zurückblicken geriye bakmak (geçmişe)
zurückbringen geri getirmek
zurückdenken geçmişi düşünmek
zurückdrehen geri çevirmek (zamanı/saati)
zurückerhalten geri almak (verdiğini)
zurückfahren geri gitmek (araçla); azaltmak (üretimi)
zurückfallen geride kalmak; (eski haline) dönmek
zurückfordern geri istemek/talep etmek
zurückführen dayandırmak (nedenini); geri götürmek
zurückgeben geri vermek, iade etmek
zurückgehen geri gitmek; azalmak (fiyat/su)
zurückgreifen (bir şeye) başvurmak; eskiye uzanmak
zurückhalten tutmak, engel olmak; (sich) sakınmak (duygularını)
zurückkehren geri dönmek (memlekete/yuvaya)
zurückkommen geri gelmek
zurücklegen geriye koymak; katetmek (yol); biriktirmek (para)
zurücklassen geride bırakmak
zurücklaufen geri koşmak
zurücklehnen arkasına yaslanmak (rahatlamak)
zurücknehmen geri almak (sözünü/malını)
zurückrufen geri aramak (telefon); geri çağırmak
zurückschauen geriye bakmak
zurückschicken geri göndermek, iade etmek
zurückschlagen karşılık vermek (vurmak); püskürtmek
zurückschrecken ürküp geri çekilmek
zurücksehen dönüp bakmak
zurücksehnen (sich) geçmişi/birini özlemek
zurücksetzen geri almak (sıfırlamak); ihmal etmek (birisini)
zurückstehen geri durmak; feragat etmek
zurückstellen yerine koymak; ertelemek; saati geri almak
zurücktreten istifa etmek; geri çekilmek
zurückwandern geri göçmek
zurückweichen geri çekilmek (korkudan/baskıdan)
zurückweisen reddetmek, geri çevirmek
zurückziehen geri çekmek; (sich) köşesine çekilmek/taşınmak

“zusammen-” ile Başlayan Ayrılabilen Fiiller

Ayrılabilen Fiil Türkçe Anlamı
zusammenarbeiten işbirliği yapmak
zusammenbauen monte etmek, kurmak
zusammenbinden birbirine bağlamak
zusammenbrechen çökmek (bina/sinir krizi), yıkılmak
zusammenbringen bir araya getirmek; barıştırmak
zusammenfassen özetlemek
zusammenfalten katlamak
zusammengehören birbirine ait olmak, bir bütün olmak
zusammenhalten bir arada tutmak; dayanışma içinde olmak
zusammenhangen bağlantılı olmak, ilişkili olmak
zusammenklappen katlamak, kapatmak (şemsiye/kitap)
zusammenkommen toplanmak, bir araya gelmek
zusammenleben birlikte yaşamak
zusammenlegen birleştirmek; katlamak (çamaşır)
zusammenpacken eşyaları toplamak
zusammenpassen birbirine uymak (yakışmak)
zusammenrechnen toplamak (hesap)
zusammenreißen (sich) kendine hakim olmak, toparlanmak
zusammenrücken sıkışmak, birbirine yaklaşmak
zusammenschlagen dövmek (feci şekilde); birbirine çarpmak
zusammenschließen (sich) birleşmek (güç birliği)
zusammensetzen birleştirmek, monte etmek; (sich) oluşmak
zusammenstehen bir arada durmak; dayanışmak
zusammenstellen derlemek, oluşturmak (liste/menü)
zusammenstoßen çarpışmak
zusammentreffen rastlaşmak; aynı zamana denk gelmek
zusammenwachsen kaynamak (yara); bütünleşmek
zusammenziehen birlikte eve çıkmak; büzmek/toplamak

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Almanca ayrılabilen fiiller (trennbare Verben), dil bilgisinin en temel taşlarından biridir. Bu konuyu daha derinlemesine öğrenmek ve diğer gramer konularıyla pekiştirmek için aşağıdaki rehberlerimize göz atabilirsiniz:

Almanca ayrılabilen fiiller nelerdir?

Almanca ayrılabilen fiiller (trennbare Verben), bir fiil kökü ve vurgulu bir ön ekten (Präfix) oluşan, cümle içinde kullanıldığında ön eki ayrılarak cümlenin sonuna giden fiillerdir. Örnek: ‘aufstehen’ (kalkmak) -> ‘Ich stehe um 7 Uhr auf.’

Hangi ön ekler ayrılabilir?

En yaygın ayrılabilen ön ekler şunlardır: ab-, an-, auf-, aus-, bei-, ein-, los-, mit-, nach-, her-, hin-, vor-, weg-, zu-, zurück-. Bu ekleri gördüğünüzde fiilin ayrılabilir olduğunu anlayabilirsiniz.

Ayrılabilen fiiller cümlede nereye gelir?

Normal bir düz cümlede (Präsens veya Präteritum), fiilin kök kısmı özneye göre çekimlenip 2. sırada yer alırken, ön ek (Präfix) cümlenin en sonuna gider. Yardımcı fiil kullanılan zamanlarda (Perfekt gibi) veya Modalverb ile kullanıldığında ise kurallar değişir.

Untrennbare (ayrılamayan) fiillerle farkı nedir?

Ayrılamayan fiillerde vurgu fiil kökündedir ve ön ek asla ayrılmaz (örn: bekommen, verstehen). Ayrılabilen fiillerde ise vurgu ön ektedir ve çekim sırasında ayrılır.

Bu listenin PDF hali var mı?

Evet, bu sayfadaki listeyi tarayıcınızın ‘Yazdır’ (Print) özelliği ile PDF olarak kaydedebilir ve çıktısını alarak çalışabilirsiniz.

Saygılarımızla

Editör: Ahmet K. (Aschaffenburg’dan Sevgilerle 🇩🇪)
AlmancaABC Eğitim Koordinatörü & Expat


Almanca öğrenmek ABC kadar kolay! 🇩🇪 ❤️ 🇹🇷

AlmancaABC‘de videolar, A1, A2, B1 konu anlatımları, kelime listeleri ve Almanca öğrenmek için ihtiyacın olan her şey seni bekliyor!

Hemen takip et, değişimi fark et!

Yorumlar:

Yorum Yap