stehen

steht · stand · hat gestanden

Almanca stehen fiili, temel olarak bir kişinin veya nesnenin “dik (dikey) bir şekilde durması” veya “bulunması” anlamına gelir. stellen (dik koymak) fiilinin aksine, stehen bir hareket değil, bir durum (Zustand) bildirir. Bu nedenle, yer yön bildiren edatlarla birlikte kullanıldığında “Nerede?” (Wo?) sorusuna cevap verir ve her zaman Dativ (İsmin -e/-de Hali) gerektirir. Temel anlamının yanı sıra, kıyafetlerin “yakışması”, bir şeyin bir yerde “yazılı olması” veya “beklemek” gibi birçok soyut anlama da sahiptir. stehen, düzensiz (unregelmäßig) bir fiildir ve Perfekt zamanda genellikle haben yardımcı fiilini alır (bazı bölgelerde hareket bildirmediği halde sein ile de kullanılabilir, ancak standart Almancada haben yaygındır).

Fiilin en yaygın anlamları şunlardır:

  • Dik Durmak / Bulunmak: Bir nesnenin (vazo, şişe vb.) veya kişinin dikey bir pozisyonda durması.
  • Yazılı Olmak: Bir metnin bir kitapta, gazetede veya tabelada bulunması.
  • Yakışmak: jemandem gut stehen kalıbıyla, bir kıyafetin veya rengin birine yakışması.
  • Durmak / Çalışmamak: Bir makinenin, saatin veya trafiğin durması, işlememesi.
  • Hoşlanmak (Argo): auf jemanden/etwas stehen kalıbıyla, birini veya bir şeyi çok beğenmek.

stehen Fiilinin Temel Anlamları

Bu tablo, fiilin temel anlamlarını özetlemektedir.

🇩🇪 AlmancaTür🇹🇷 Türkçe (Anlamları)
stehenVerb (Fiil)Dik durmak, bulunmak, ayakta durmak, yazılı olmak, yakışmak

Önemli Kural (Dativ): “stehen” fiili “Nerede?” (Wo?) sorusuna cevap verir. Eylem bir hareket içermediği ve sadece mevcut durumu bildirdiği için, ardından gelen auf, in, an, vor gibi edatlar Dativ alır.
Örnek: Die Vase steht auf dem Tisch. (Vazo masanın üzerinde (dik) duruyor.)

Temel Anlamlar İçin Örnek Cümleler

  • Dik Durmak: Die Flasche steht im Kühlschrank. (Şişe buzdolabında (dik) duruyor.)
  • Bulunmak: Das Auto steht vor der Tür. (Araba kapının önünde duruyor/bulunuyor.)
  • Yazılı Olmak: Was steht in der Zeitung? (Gazetede ne yazıyor?)
  • Yakışmak: Das rote Kleid steht dir sehr gut. (Kırmızı elbise sana çok yakışıyor.)
  • Çalışmamak: Meine Uhr steht. (Saatim durmuş/çalışmıyor.)

stehen Fiilinin Çekimi (Konjugation)

Aşağıda stehen fiilinin farklı kip ve zamanlara göre çekimleri bulunmaktadır. stehen, haben (veya bölgesel olarak sein) yardımcı fiili ile kullanılan düzensiz (unregelmäßig) bir fiildir. Sesli harf değişimi gösterir (e -> a -> a).

Indikativ (Bildirme Kipi)

Präsens (Şimdiki Zaman)Präteritum (Geçmiş Zaman)Perfekt (Di’li Geçmiş Zaman)
ich steheich standich habe gestanden
du stehstdu stand(e)stdu hast gestanden
er/sie/es stehter/sie/es stander/sie/es hat gestanden
wir stehenwir standenwir haben gestanden
ihr stehtihr standetihr habt gestanden
sie/Sie stehensie/Sie standensie/Sie haben gestanden
Plusquamperfekt (Miş’li Geçmiş)Futur I (Gelecek Zaman)Futur II (Gelecek Zaman II)
ich hatte gestandenich werde stehenich werde gestanden haben
du hattest gestandendu wirst stehendu wirst gestanden haben
er/sie/es hatte gestandener/sie/es wird stehener/sie/es wird gestanden haben
wir hatten gestandenwir werden stehenwir werden gestanden haben
ihr hattet gestandenihr werdet stehenihr werdet gestanden haben
sie/Sie hatten gestandensie/Sie werden stehensie/Sie werden gestanden haben

Konjunktiv (Dilek-Şart Kipi)

Konjunktiv IKonjunktiv II
ich steheich stünde / stände
du stehestdu stündest / ständest
er/sie/es steheer/sie/es stünde / stände
wir stehenwir stünden / ständen
ihr stehetihr stündet / ständet
sie/Sie stehensie/Sie stünden / ständen

Imperativ (Emir Kipi)

KişiÇekim
(du)steh(e)!
(ihr)steht!
(Sie)stehen Sie!

stehen ile Kurulan Kalıp İfadeler ve Deyimler

Bu tablo, fiilin diğer kelimelerle birleşerek oluşturduğu çok yaygın ifadeleri ve soyut kullanımları listeler.

🇩🇪 Almanca İfade🇹🇷 Türkçe Anlamı
gut / schlecht stehenİyi / kötü yakışmak
auf jemanden/etwas stehenBirinden/bir şeyden çok hoşlanmak (Argo)
zur Verfügung stehenHizmete hazır olmak, kullanımda olmak, müsait olmak
im Stau stehenTrafik sıkışıklığında (kuyrukta) beklemek
Schlange stehenSırada (kuyrukta) beklemek
hinter jemandem stehenBirinin arkasında durmak, desteklemek
im Mittelpunkt stehenİlgi odağında olmak, merkezde olmak
zur Diskussion stehenTartışma konusu olmak
auf dem Spiel stehenTehlikede olmak, riskte olmak
vor der Tür stehenKapıda olmak (Mecazi: Çok yaklaşmış olmak, örn: Kış kapıda)

Kalıp İfadeler İçin Örnek Cümleler

  • Für Fragen stehe ich Ihnen gerne zur Verfügung. (Sorularınız için memnuniyetle hizmetinizdeyim/müsaitim.)
  • Wir haben heute Morgen eine Stunde im Stau gestanden. (Bu sabah bir saat trafikte bekledik.)
  • Die Leute müssen für die Konzertkarten stundenlang Schlange stehen. (İnsanlar konser biletleri için saatlerce kuyrukta beklemek zorunda.)
  • Egal was passiert, ich werde immer hinter dir stehen. (Ne olursa olsun her zaman arkanda duracağım/seni destekleyeceğim.)
  • Der Chef liebt es, im Mittelpunkt zu stehen. (Patron ilgi odağı olmayı sever.)
  • Seine Karriere steht auf dem Spiel. (Onun kariyeri tehlikede.)
  • Wir müssen uns beeilen, der Winter steht vor der Tür. (Acele etmeliyiz, kış kapıda.)
  • Er steht total auf diese Musik. (O, bu müziğe bayılıyor / çok hoşlanıyor.)

Daha fazla Almanca kelime ve bağlam için Almanca-Türkçe Sözlük sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Almanca öğrenmek ABC kadar kolay! 🇩🇪 ❤️ 🇹🇷

AlmancaABC‘de videolar, A1, A2, B1 konu anlatımları, kelime listeleri ve Almanca öğrenmek için ihtiyacın olan her şey seni bekliyor!

Hemen takip et, değişimi fark et!

Yorum Yap