Almancada cümle kurarken fiillerin hangi ismi hali (Kasus) istediğini bilmek, cümlenin temelini doğru atmak demektir. Bazı fiiller nesnelerinin Akkusativ (-i hali) olmasını isterken, bazıları ise Dativ (-e hali) olmasını gerektirir. Bu, Almanca’nın en temel kurallarından biridir ve doğru anlaşıldığında cümle kurmak çok daha kolaylaşır.
Bu yazıda, bir eylemin “kime?” yapıldığını belirten ve nesnelerinin her zaman Dativ olmasını isteyen fiilleri A1’den C1’e kadar seviyelere ayrılmış kapsamlı bir liste halinde bulacaksınız. Unutmayın, bu fiillerin Türkçe çevirileri her zaman “-e hali” mantığına uymayabilir. Bu yüzden bu fiilleri “Dativ fiili” olarak ezberlemek en sağlam yöntemdir.
Yaygın Kullanılan Dativ Fiiller
- antworten – cevap vermek
- danken – teşekkür etmek
- fehlen – eksik olmak, özlenmek
- folgen – takip etmek, izlemek
- gefallen – hoşuna gitmek, beğenmek
- gehören – ait olmak
- glauben – inanmak
- gratulieren – tebrik etmek
- helfen – yardım etmek
- leid tun – üzgün olmak
- passen – uymak, yakışmak
- schmecken – tadında olmak, lezzetli olmak
- vertrauen – güvenmek
- verzeihen – affetmek, bağışlamak
- zuhören – dinlemek (dikkatle)
Dativ Gerektiren Fiiller ve Örnek Cümleler
A1 Seviyesi Dativ Alan Fiiller
- antworten – Cevap vermek
Bu fiil, “birine” cevap verdiğimiz için her zaman Dativ alır. Türkçe’deki “-e hali” mantığına birebir uyar.
→ Bitte antworte mir schnell! (Lütfen bana çabuk cevap ver!) - danken – Teşekkür etmek
“Birine” teşekkür edildiği için, teşekkür edilen kişi Dativ olur. Bu da Türkçe mantığına oldukça yakındır.
→ Ich danke meiner Familie für das Verständnis. (Anlayışı için aileme teşekkür ederim.) - fehlen – Eksik olmak, özlemek
Türkçe’de “ailemi özlüyorum” (-i hali) desek de, Almanca mantığı “Ailem bana eksik geliyor” şeklindedir. Eksikliği hisseden kişi Dativ olur.
→ Frau Meier fehlt ihr entlaufener Hund so sehr. (Bayan Meier‘e kaçan köpeği çok eksik geliyor. / Bayan Meier köpeğini çok özlüyor.) - folgen – Takip etmek
Bu fiil Türkçe’de “-i hali” gibi düşünülse de (“haritayı takip etmek”), Almanca’da mantıksal olarak “haritanın gösterdiği yola uymak/ona tabi olmak” gibi düşünüldüğü için Dativ alır. Bu, ezberlenmesi gereken önemli bir fiildir.
→ Bitte folgen Sie dem Herrn mit der gelben Fahne in der Hand. (Lütfen elinde sarı bayrak olan beyefendiyi takip edin.) - gefallen – Hoşuna gitmek
“Bir şeyin birinin hoşuna gitmesi” anlamındadır. Hoşuna giden kişi Dativ, hoşuna giden şey ise Nominativ’dir.
→ Gefällt es euch hier in Österreich? (Burası Avusturya’da hoşunuza gidiyor mu?) - (gut/schlecht) gehen – (İyi/kötü) gitmek, olmak
“Wie geht es dir?” sorusunun kelime anlamı “Sana nasıl gidiyor?” şeklindedir. Durumun nasıl olduğu kişi Dativ ile belirtilir.
→ Danke, es geht mir gut. (Teşekkürler, bana iyi gidiyor / iyiyim.) - gehören – Ait olmak
Bir şeyin “birine” ait olduğunu belirtir. Ait olan kişi Dativ’dir.
→ Wem gehört das Auto in der Einfahrt? (Giriş yolundaki araba kime ait?) - glauben – İnanmak
“Birine” veya bir şeye inanmak anlamında Dativ alır.
→ So glaub mir doch, dass ich die Wahrheit sage! (Bana inan, gerçeği söylüyorum!) - gratulieren – Tebrik etmek
Türkçe’de “seni tebrik ederim” (-i hali) desek de, Almanca’da “sana tebriklerimi sunarım” mantığıyla çalışır. Tebrik edilen kişi Dativ’dir.
→ Tante Sybille gratuliert ihrer Oma zum 105. Geburtstag. (Sybille Teyze, büyükannesini 105. yaş günü için tebrik ediyor.) - helfen – Yardım etmek
“Birine” yardım edildiği için yardım edilen kişi her zaman Dativ’dir.
→ Guten Tag, kann ich Ihnen helfen? (İyi günler, size yardım edebilir miyim?) - (leid/weh) tun – Üzmek/Acıtmak
Bir şeyin “birine” acı vermesi veya “birine” üzüntü vermesi anlamındadır. Bu duyguyu hisseden kişi Dativ olur.
→ Ein Urlaub am Meer tut den Patienten sicher gut. (Deniz kenarında bir tatil hastalara kesinlikle iyi gelecektir.) - passen – Uymak, oturmak (kıyafet)
Bir kıyafetin “birine” uyması veya yakışmasıdır. Kıyafetin uyduğu kişi Dativ olur.
→ Das Shirt passt dem Mädchen nicht mehr. (Tişört artık kıza uymuyor.) - passieren – Olmak, başına gelmek
Bir olayın “birinin” başına gelmesini ifade eder. Olayın başına geldiği kişi Dativ’dir.
→ Oh nein! Wie konnte ihm so etwas nur passieren? (Olamaz! Nasıl olur da böyle bir şey onun başına gelir?) - schmecken – Tadını beğenmek, lezzetli gelmek
Bir yemeğin tadının “birine” lezzetli gelmesini ifade eder. Lezzetli gelen kişi Dativ’dir.
→ Schokolade schmeckt den Kindern sehr. (Çikolatanın tadı çocuklara çok güzel geliyor. / Çocuklar çikolatayı çok beğeniyor.) - (gut/schlecht) stehen – (İyi/kötü) yakışmak
Bir kıyafetin “birine” yakışmasıdır. Kıyafetin yakıştığı kişi Dativ olur.
→ Maria, das Kleid steht dir aber besonders gut. (Maria, bu elbise sana özellikle çok yakışmış.)
A2 Seviyesi Dativ Alan Fiiller
- assistieren – Asistanlık etmek: Der Krankenpfleger assistiert der Ärztin jeden Tag. (Hasta bakıcı her gün kadın doktora asistanlık yapıyor.)
- beitreten – Katılmak, üye olmak: Möchten Sie nicht unserer wohltätigen Organisation beitreten? (Bizim hayır kurumumuza katılmak istemez misiniz?)
- einfallen – Aklına gelmek: Zu diesem Thema fiel dem Autor viel ein. (Bu konu hakkında yazarın aklına çok şey geldi.)
- genügen – Yeterli olmak: Diese Antwort genügt dem Lehrer nicht. (Bu cevap öğretmene yetmiyor.)
- nachlaufen – Peşinden koşmak: Die Kinder laufen dem Ball gerne nach. (Çocuklar topun peşinden koşmayı seviyor.)
- nützen – Faydalı olmak: So spät nützt mir deine Hilfe doch nichts! (Bu kadar geç saatte yardımının bana bir faydası yok!)
- schaden – Zarar vermek: Du schadest deiner Lunge enorm, wenn du noch länger rauchst! (Daha uzun süre sigara içersen akciğerlerine çok zarar verirsin!)
- verzeihen – Affetmek: Verzeihen Sie mir bitte, aber ich hätte da eine Frage. (Lütfen beni affedin ama bir sorum olacaktı.)
- zuhören – Dinlemek: Die Studierenden sollen dem Lehrer immer zuhören. (Üniversite öğrencileri öğretmeni her zaman dinlemelidir.)
B1 Seviyesi Dativ Alan Fiiller
- ähneln – Benzemek: Das Baby ähnelt seinem Vater sehr. (Bebek babasına çok benziyor.)
- begegnen – Karşılaşmak: Sind Sie schon Herrn Müller, dem Chef, begegnet? (Şef Bay Müller ile daha önce karşılaştınız mı?)
- drohen – Tehdit etmek: Der Dieb hat der Bankangestellten mit einer Waffe gedroht. (Hırsız, banka çalışanını bir silahla tehdit etti.)
- fremdgehen – Aldatmak: Der Ehemann unserer Kollegin Lydia geht ihr seit Jahren fremd. (Meslektaşımız Lydia’nın kocası onu yıllardır aldatıyor.)
- gelingen – Başarmak: Gregor hofft, dass ihm die Prüfung beim ersten Versuch gelingt. (Gregor, sınavı ilk denemede başaracağını umuyor.)
- misslingen – Başarısız olmak: Oh je, jetzt ist der Köchin der Kuchen schon wieder misslungen! (Eyvah, kadın aşçı keki yine başaramadı!)
- misstrauen – Güvenmemek: Misstraust du mir etwa? (Yoksa bana güvenmiyor musun?)
- sich nähern – Yaklaşmak: Der Tiger nähert sich seinem Opfer rasant. (Kaplan avına hızla yaklaşıyor.)
- vergeben – Affetmek: Sandra kann ihrer eifersüchtigen Freundin nicht vergeben. (Sandra kıskanç kız arkadaşını affedemiyor.)
- vertrauen – Güvenmek: Katrin vertraut ihrer Freundin mehr als ihrer Mutter. (Katrin, kız arkadaşına annesinden daha çok güveniyor.)
- widersprechen – İtiraz etmek: Widersprich deiner Schwester doch nicht immer! (Sürekli kız kardeşine itiraz etme!)
- zusagen – Kabul etmek, onaylamak: Frau Müller, haben Sie dem Treffen mit dem Diplomaten schon zugesagt? (Bayan Müller, diplomatla olan buluşmayı onayladınız mı?)
- zusehen – Seyretmek: Kann ich Ihnen heute bei der Arbeit zusehen? (Bugün işte sizi seyredebilir miyim?)
- zustimmen – Katılmak, aynı fikirde olmak: Das Volk stimmt dem Politiker schon lange nicht mehr zu. (Halk, uzun zamandır siyasetçiye katılmıyor.)
B2 Seviyesi Dativ Alan Fiiller
- ausweichen – Kaçınmak, çekilmek: Der alkoholisierte Autofahrer konnte dem Baum nicht mehr ausweichen. (Alkollü sürücü artık ağaçtan kaçınamadı.)
- befehlen – Emretmek: Der General befiehlt dem Soldaten still zu stehen. (General askere hazır olda durmasını emrediyor.)
- beistehen – Destek olmak: Keine Sorge, ich stehe dir bei der Operation bei. (Endişelenme, ameliyatta sana destek olacağım.)
- entgegenfahren – Karşı yönden gelmek: Wenn du mich wirklich besuchen willst, dann fahre ich dir entgegen. (Eğer beni gerçekten ziyaret etmek istiyorsan, seni karşılamaya gelirim.)
- entgegengehen – Karşılamaya gitmek: Erik ist seiner Freundin mit Blumen entgegengegangen. (Erik, kız arkadaşını çiçeklerle karşılamaya gitti.)
- entgegenkommen – Karşılamak, entgegengehen ile aynı: Sag mir, wenn du wegfährst. Ich komme dir auf halbem Weg entgegen. (Ne zaman yola çıkacağını söyle. Seni yarı yolda karşılarım.)
- raten – Tavsiye etmek: Der Arzt hat meinem Opa geraten, sofort ins Krankenhaus zu fahren. (Doktor dedeme derhal hastaneye gitmesini tavsiye etti.)
C1 Seviyesi Dativ Alan Fiiller
- dienen – Hizmet etmek: Womit kann ich Ihnen dienen? (Size nasıl hizmet edebilirim?)
- entsagen – Feragat etmek, vazgeçmek: Aus religiösen Gründen versuchte er allen luxuriösen Dingen zu entsagen. (Dini nedenlerden dolayı tüm lüks şeylerden feragat etmeye çalıştı.)
- gehorchen – İtaat etmek: Ihre Kinder gehorchen ihr überhaupt nicht mehr. (Çocukları artık ona hiç itaat etmiyor.)
- missfallen – Hoşuna gitmemek: Papa, warum missfällt dir jeder von meinen Freunden? (Baba, neden arkadaşlarımın her biri hoşuna gitmiyor?)
İlgili Konular
- Dativ (-e Hali)
- Akkusativ (-i Hali)
- Sadece Akkusativ Alan Fiiller
- Hem Akkusativ Hem Dativ Alan Fiiller
- Akkusativ & Dativ Arasındaki Fark
- Almanca İsmin Halleri (4 Kasus)
Daha fazla Almanca kelime ve bağlam için Almanca-Türkçe Sözlük sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Almanca öğrenmek ABC kadar kolay! 🇩🇪 ❤️ 🇹🇷
AlmancaABC‘de videolar, A1, A2, B1 konu anlatımları, kelime listeleri ve Almanca öğrenmek için ihtiyacın olan her şey seni bekliyor!
Hemen takip et, değişimi fark et!
