F harfi ile başlayan Almanca kelimeler listemiz, Almanca öğrenme sürecinizde düzenli ve etkili bir şekilde ilerlemenizi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Her kelime, anlamı, tekil-çoğul halleri ve doğru artikelleri (der, die, das) ile birlikte sunulmuş; örnek cümlelerle kelimelerin hem anlamını hem de bağlam içindeki doğru kullanımını kolayca kavrayabilmeniz hedeflenmiştir.
Örneğin, der Fuß (ayak) kelimesinin çoğulu die Füße şeklindedir. Bu bölümde özellikle ulaşım ve seyahat (fahren, Fahrer, Fahrkarte, Fahrrad, Fahrt), aile ve kimlik (Familie, Familienname, Familienstand), zaman ve takvim (Februar, Freitag, Feierabend, Feiertag, Freizeit, früh, früher, Frühling), gıda ve sağlık (Fisch, Fleisch, Flasche, frisch, Frühstück, Fieber), iletişim ve günlük kullanım (Fernsehen, Foto, Formular, Frage, Fenster), doğa ve coğrafya (Feld, Fluss) ile kişiler ve ilişkiler (Frau, Freund, freundlich) gibi temel başlıklara ait kelimeler yer alır; böylece hem günlük konuşmada hem de yazılı iletişimde sık kullanılan F harfi kelimelerini doğru formlarıyla hızlıca pekiştirebilirsiniz.
| Sıra No. | Almanca Kelime ve Anlamı | Almanca Cümle (Türkçe Anlamı) |
|---|---|---|
| 1 | die Fabrik, die Fabriken (fabrika) | Mein Vater arbeitet in einer Fabrik. (Babam bir fabrikada çalışıyor.) |
| 2 | fahren, fährt, fuhr, ist gefahren (gitmek [araçla], sürmek) | Ich fahre mit dem Auto zur Arbeit. (İşe arabayla gidiyorum.) |
| 3 | der Fahrer, die Fahrer / die Fahrerin, die Fahrerinnen (sürücü, şoför) | Bitte nicht mit dem Fahrer sprechen! (Lütfen sürücüyle konuşmayın!) |
| 4 | die Fahrkarte, die Fahrkarten (bilet) | Hast du schon eine Fahrkarte? (Biletin var mı?) |
| 5 | das Fahrrad, die Fahrräder (bisiklet) | Fährst du mit dem Fahrrad oder mit dem Auto? (Bisikletle mi yoksa arabayla mı gidiyorsun?) |
| 6 | die Fahrt, die Fahrten (yolculuk, seyahat) | Die Fahrt nach Berlin dauert vier Stunden. (Berlin’e yolculuk dört saat sürüyor.) |
| 7 | fallen, fällt, fiel, ist gefallen (düşmek) | Achtung, die Tasse fällt! (Dikkat, fincan düşüyor!) |
| 8 | falsch (yanlış, hatalı) | Das ist falsch. (Bu yanlış.) |
| 9 | die Familie, die Familien (aile) | Meine Familie lebt in Spanien. (Ailem İspanya’da yaşıyor.) |
| 10 | der Familienname, die Familiennamen (soyadı) | Mein Familienname ist García González. (Soyadım García González.) |
| 11 | der Familienstand (medeni hal) | Was ist Ihr Familienstand? – Ich bin ledig. (Medeni haliniz nedir? – Bekarım.) |
| 12 | die Farbe, die Farben (renk) | Die Farbe gefällt mir gut. (Bu rengi beğendim.) |
| 13 | fast (neredeyse, hemen hemen) | Ich bin fast fertig. (Neredeyse bitirdim.) |
| 14 | das Fax, die Faxe (faks) | Schicken Sie uns einfach ein Fax! (Bize sadece bir faks gönderin!) |
| 15 | der Februar, die Februare (Şubat) | Im Februar ist es oft kalt. (Şubat ayında hava genellikle soğuk olur.) |
| 16 | fehlen, fehlt, fehlte, hat gefehlt (eksik olmak, olmamak) | Herr Müller ist nicht da, er fehlt schon seit drei Tagen. (Bay Müller burada değil, üç gündür yok.) |
| 17 | der Fehler, die Fehler (hata, yanlış) | Entschuldigung, das war mein Fehler. (Özür dilerim, bu benim hatamdı.) |
| 18 | der Feierabend, die Feierabende (iş çıkışı) | Wann hast du Feierabend? (İşin ne zaman bitiyor?) |
| 19 | feiern, feiert, feierte, hat gefeiert (kutlamak) | Wir feiern heute meinen Geburtstag. (Bugün doğum günümü kutluyoruz.) |
| 20 | der Feiertag, die Feiertage (resmi tatil günü) | Am Montag ist Feiertag. (Pazartesi resmi tatil.) |
| 21 | das Feld, die Felder (tarla, alan) | Der Bauer arbeitet auf dem Feld. (Çiftçi tarlada çalışıyor.) |
| 22 | das Fenster, die Fenster (pencere) | Kannst du bitte das Fenster schließen? (Pencereyi kapatır mısın lütfen?) |
| 23 | fernsehen, sieht fern, sah fern, hat ferngesehen (televizyon izlemek) | Wollen wir heute Abend mal fernsehen? (Bu akşam televizyon izleyelim mi?) |
| 24 | fertig (bitmiş, hazır) | Bist du fertig? (Hazır mısın? / Bitirdin mi?) |
| 25 | das Feuer, die Feuer (ateş) | Haben Sie Feuer? (Ateşiniz var mı?) |
| 26 | das Fieber (ateş, yüksek sıcaklık) | Mein Mann hat noch immer Fieber. (Kocamın ateşi hala devam ediyor.) |
| 27 | der Film, die Filme (film) | Ich möchte gern diesen Film sehen. (Bu filmi izlemek istiyorum.) |
| 28 | finden, findet, fand, hat gefunden (bulmak) | Wir müssen den Schlüssel finden. (Anahtarı bulmalıyız.) |
| 29 | die Firma, die Firmen (şirket, firma) | Er arbeitet jetzt bei einer anderen Firma. (Şimdi başka bir şirkette çalışıyor.) |
| 30 | der Fisch, die Fische (balık) | Ich esse gern Fisch. Fleisch mag ich nicht. (Balık yemeyi severim. Et sevmem.) |
| 31 | die Flasche, die Flaschen (şişe) | Eine Flasche Wasser, bitte. (Bir şişe su, lütfen.) |
| 32 | der Fleck, die Flecke (leke) | Du hast einen Fleck auf dem T-Shirt. (Tişörtünde bir leke var.) |
| 33 | das Fleisch (et) | Fleisch mag ich nicht. (Et sevmem.) |
| 34 | fleißig (çalışkan) | Sie ist eine fleißige Schülerin. (O çalışkan bir öğrenci.) |
| 35 | fliegen, fliegt, flog, ist geflogen (uçmak) | Ich fliege nicht gern. (Uçmayı sevmem.) |
| 36 | fliehen, flieht, floh, ist geflohen (kaçmak) | Die Familie musste aus ihrem Land fliehen. (Aile, ülkesinden kaçmak zorunda kaldı.) |
| 37 | fließen, fließt, floss, ist geflossen (akmak [sıvı]) | Der Rhein fließt durch Deutschland. (Ren nehri Almanya’dan akar.) |
| 38 | der Flughafen, die Flughäfen (havaalanı) | Kannst du mich zum Flughafen bringen? (Beni havaalanına götürebilir misin?) |
| 39 | das Flugzeug, die Flugzeuge (uçak) | Das Flugzeug aus Berlin kommt heute später an. (Berlin’den gelen uçak bugün geç gelecek.) |
| 40 | der Fluss, die Flüsse (nehir, ırmak) | Der Nil ist ein langer Fluss. (Nil uzun bir nehirdir.) |
| 41 | das Formular, die Formulare (form) | Sie müssen dieses Formular ausfüllen. (Bu formu doldurmanız gerekiyor.) |
| 42 | das Foto, die Fotos (fotoğraf) | Darf ich ein Foto machen? (Bir fotoğraf çekebilir miyim?) |
| 43 | fotografieren, fotografiert, fotografierte, hat fotografiert (fotoğraf çekmek) | Ich fotografiere gern Landschaften. (Manzara fotoğrafı çekmeyi severim.) |
| 44 | die Frage, die Fragen (soru) | Ich habe eine Frage. (Bir sorum var.) |
| 45 | fragen, fragt, fragte, hat gefragt (sormak) | Er möchte Sie etwas fragen. (Size bir şey sormak istiyor.) |
| 46 | Frankreich (Fransa) | Paris ist die Hauptstadt von Frankreich. (Paris, Fransa’nın başkentidir.) |
| 47 | der Franzose, die Franzosen / die Französin, die Französinnen (Fransız) | Mein Kollege ist Franzose. (Meslektaşım Fransız.) |
| 48 | französisch (Fransızca) | Sprichst du Französisch? (Fransızca konuşuyor musun?) |
| 49 | die Frau, die Frauen (kadın; eş; bayan) | Das ist Frau Becker. (Bu Bayan Becker.) |
| 50 | frech (yaramaz, arsız) | Der kleine Junge ist sehr frech. (Küçük çocuk çok yaramaz.) |
| 51 | frei (boş; ücretsiz; özgür) | Ist der Platz noch frei? (Bu yer boş mu?) |
| 52 | der Freitag, die Freitage (Cuma) | Am Freitag gehen wir tanzen. (Cuma günü dans etmeye gidiyoruz.) |
| 53 | die Freizeit (boş zaman) | In meiner Freizeit spiele ich oft Fußball. (Boş zamanlarımda sık sık futbol oynarım.) |
| 54 | fremd (yabancı, bilinmeyen) | Das weiß ich nicht; ich bin fremd hier. (Bilmiyorum; buraların yabancısıyım.) |
| 55 | (sich) freuen, freut, freute, hat gefreut (sevinmek) | Ich freue mich auf den Urlaub. (Tatili dört gözle bekliyorum / Tatil için seviniyorum.) |
| 56 | der Freund, die Freunde / die Freundin, die Freundinnen (arkadaş) | Das ist ein Freund von mir. (Bu benim bir arkadaşım.) |
| 57 | freundlich (arkadaş canlısı, nazik) | Die Verkäuferin war sehr freundlich. (Satıcı çok nazikti.) |
| 58 | der Friede(n) (barış) | Wir wollen in Frieden leben. (Barış içinde yaşamak istiyoruz.) |
| 59 | frisch (taze) | Ich kaufe frisches Gemüse. (Taze sebze alıyorum.) |
| 60 | der Friseur, die Friseure / die Friseurin, die Friseurinnen (kuaför, berber) | Ich gehe heute zum Friseur. (Bugün kuaföre gidiyorum.) |
| 61 | froh (mutlu, sevinçli) | Ich bin froh, dich zu sehen. (Seni gördüğüme sevindim.) |
| 62 | fröhlich (neşeli) | Sie ist ein sehr fröhliches Kind. (O çok neşeli bir çocuk.) |
| 63 | früh (erken) | Ich stehe immer früh auf. (Her zaman erken kalkarım.) |
| 64 | früher (eskiden, daha önce) | Früher war alles anders. (Eskiden her şey farklıydı.) |
| 65 | der Frühling, die Frühlinge (ilkbahar) | Im Frühling blühen die Blumen. (İlkbaharda çiçekler açar.) |
| 66 | das Frühstück, die Frühstücke (kahvaltı) | Möchtest du ein Ei zum Frühstück? (Kahvaltıda bir yumurta ister misin?) |
| 67 | fühlen, fühlt, fühlte, hat gefühlt (hissetmek) | Ich fühle mich heute nicht gut. (Bugün kendimi iyi hissetmiyorum.) |
| 68 | führen, führt, führte, hat geführt (yol göstermek, liderlik etmek) | Der Guide führt uns durch die Stadt. (Rehber bize şehirde yol gösteriyor.) |
| 69 | für (için) | Das ist für Sie. (Bu sizin için.) |
| 70 | der Fuß, die Füße (ayak) | Der linke Fuß tut mir weh. (Sol ayağım ağrıyor.) |
| 71 | der Fußball, die Fußbälle (futbol) | Spielt ihr gerne Fußball? (Futbol oynamayı sever misiniz?) |
İlginizi Çekebilir:
- E Harfli ile Başlayan Almanca Kelimeler
- G Harfli ile Başlayan Almanca Kelimeler
- Almanca A1 Kelimeleri (+PDF)
- Almanca A2 Kelimeleri
- Almanca B1 Kelimeleri (+PDF)
- B1/B2 Mesleki Almanca Kelimeleri (Aspekte Beruf) (+PDF)
- Almanca B2 Kelimeleri (+PDF)
- Almanca Türkçe Sözlük (750.000+ Sözcük)
Daha fazla Almanca kelime ve bağlam için Almanca-Türkçe Sözlük sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Almanca öğrenmek ABC kadar kolay! 🇩🇪 ❤️ 🇹🇷
AlmancaABC‘de videolar, A1, A2, B1 konu anlatımları, kelime listeleri ve Almanca öğrenmek için ihtiyacın olan her şey seni bekliyor!
Hemen takip et, değişimi fark et!